Endülüs Bölgesi, Araçla Endülüs Lizbon, Endülüs, Andalusia, Andulus, Cordoba, Granada,Seville, Lizbon, Lisboa, Lisbon

Arabayla hem Endülüs hem de Lizbon olur mu? Böyle başlamıştık, sonra neden olmasın dedik ve planı yaptık. Evet bu bloglarda bulamayacağınız güzel bir gezi detayıdır. Önce aracımızı kiraladık en uygunu www.malagacar.com  güzel bir araç aldık. Hazırlıklıyız akıllı telefonumuzda Portekiz ve İspanya gps yüklü araç ayarlarından bluetooth bağlantımızıda yaptık ve hazırız müzik ile diğer bilgiler için, ayrıca yanınızda müzik için usb bulundurmanızı öneririm. Yer Endülüs olunca Luz Casal’sız olmaz tabi:)

Unutmayın dışarıdan shuttle bus ile giderek yakın bir noktadan teslim alıyorsunuz aracınızı. Biz 5 güne bu programı sığdıracağımızdan ortalama 1850 km yol yapacağız ve Malaga’ yı es geçiyoruz (Vaktimiz olsa Picasso Meydanı’nda tapas keyfi yapacaktık.). Cordoba-Granada-Sevilla-Lizbon  olacak programımız. Aracı yarım depo teslim alıp boş depo bırakmanızı tavsiye ederim. Yarım depo için güncel 40 € ödüyorsunuz aklınızda olsun. Aracı bu zaman dilimi için 57 € kiraladık genel sigorta var. Mazot litre iki ülkede 1,13-1,29 Lt/€ arasında değişiyor bilginiz olsun. Lizbon’u programdan çıkarırsanız Endülüs ortalama 1000 km dir. Ama Lİzbon’u çıkarırsanız çok yanılırsınız. Lezzet duraklarını ve güzel yedi tepeli bir şehri, Fado’yu es geçersiniz.

Cordoba Cami

Cordoba Cami

Kordoba

Şimdi hedefimiz Cordoba  (2 saat 3 dakika/167 km) buradaki muhteşem camiyi  yani katedrali göreceğiz. Müslümanlar, Tarık bin Ziyad kumandasında 711 yılında İspanya’ya geçip, buraları zaptettiler. Kurtuba (Cordoba) şehrini kendilerine başşehir yaptılar. Yarı vahşi bir görünüşü olan bu şehri, tam bir medeniyet merkezi haline getirdiler. Büyük bir saray, hastaneler, medreseler yaptılar. Bunların yanında bir de büyük cami (üniversite) kurdular. Avrupa’da ilk kurulan üniversite budur. O zamanlara kadar Avrupalılar çok geride kalmışlardı. Müslümanlar onlara ilim, tıp öğrettiler ve hocalık yaptılar. Cami yapılırken Endülüs Devletini kuran birinci Abdurrahman cami yerini seçmiş ve bir hristiyana ait olan bu yere el koymamıştır. Araziye ederinin fazlasını vermiş ve alınan paralarla 3 kilise inşa edilmiştir. Cami dünyada sütün mermer mühendislik açısından bir şahaserdir. Sutünlardan bir orman yer alır adeta içeride…785 yılında yapılan cami iki senede tamamlanmıştır. İçinde muhteşem bir altın mimber 1492 din savaşları sırasında talan edilmiştir. Ve 1419 sutündan çoğu o zaman parçalanmış ve şu anda bu sütunlar 812 ye düşmüştür. Kurtuba’daki caminin adı bugün “La Mezquita Kilisesi”dir. Bu kelime “Mescid” isminden gelmektedir. Yani, hala bu bina mescid ismini taşımakta, onu ziyaret edenler, bir kilise değil, İslam medeniyetinin büyük ve haşmetli bir eseri olarak görmektedir. Neyse canımız sıkıldı biraz, böyle bir şahaser nasıl gizlenir harap edilir. Cami cami olarak kilise kilise olarak sinagog sinagog olarak kalsa ne olur ne kaybederiz. Çok şey kazanırız aslında…Çıktık çok güzel bir bahçesi var bu alanın portakal bahçeleri ve çiçek kokuları…Sonra biraz atıştırdık ve istikametimiz Granada yollar konusunda (3 saat /166 km ) gecikince işi garantiye alıp, Granada öncesinde güzel bir yerde yemeğimizi yedik en pahalı hesabı ödedik 3 kişi 80 € tabiki bu bölgeye göre.

El-Hamra

El-Hamra

Ve Granada’yız Endülüsün kalbi bence El-Hamra Sarayı’dır. Sierra Nevada Dağı’nın eteklerine kurulan Sabika Tepesi’nden Granada’ya bakan El Hamra ise sizi selamlıyor.

El-Hamra

El-Hamra

Birazdan fethedecek ruhunuzu. Cenneti dünyada göreceğiniz bu kırmızı tuğla ve kil ip gibi dizilmiş kiremitli çatılar ve içeri girğinizdeki taş, ahşap, seramik ve işçiliklerinde sadece susacaksınız ve ruhunuz bu muhteşem yapının inşa edildiği 700 lü yıllara götürecek sizi belki bir odada belki nakış gibi işlenmiş bir taş yada bir renkli seramik sizi yüreğinizden vuracak hayretler içinde kalacaksınız. Yeryüzündeki cennete hoş geldiniz der gibi selamlayacak El-Hamra….

El-Hamra

Bu saray ve bahçeleri dünyadayken cenneti göreceğiniz yerdir. Böyle bir ihtişam böyle bir yaşam varmış burada. Otelimiz sarayın tam karşısında ve sabah 14€ ödeyip biletimizi alıyoruz bu şahaseri içimize çekerek yaşayarak geziyoruz.

Sevilla Katedrali ve sağdaki burç Alcazar Sarayı

Sevilla Katedrali

Sevilla Katedrali

Evet Granada’dan sonra şimdi öğleyi tamamladık ve yolumuz Sevilla şehrine gidiyoruz doğru Seville Katedrali’ne yöneliyoruz…Bu katedral gotik tarzada dünyanın en büyük kilisesi olup, ana yapı anlamında dünyanın üçüncü büyük kilisesidir. Kulesi (La Giralda) Emevi Devleti zamanında bir minare kulesidir. Mutlaka buradan şehri seyredin merdivensiz eğimli yeri 94 m tırmanıp zirve yapıyorsunuz. İçerde ise Kristof Kolomb 4 Askerin omuzlarında .

Kristof Kolomb

Granada-Sevilla 2 saat 56 dakika/262 km. Kristof Kolomb’un ise Genova’li olduğu söylenir.Vasiyeti keşfettiği Güney Amerika ülkelerinden birinde gömülmek olan Kolomb’un naaşının Küba veya Dominik Cumhuriyetinden geldiği söylenmektedir. Bu topraklara gömülmek istememesinden dolayı naaşının 4 asker tarafından omuzlarda taşındığı belirtilmektedir. Katedralin hemen yanında yine bir muhteşem eser yer almakta Alcazar Sarayı bu sarayda El-Hamra’nın minyatürü niteliğindedir. Mutlaka ziyaret edin hatta konaklama olarak NH Sevilla Armas oteli tercih edin konum çok merkezi bir nokrtada yer almaktadır. Bahsedilen yerlere ve İspanya Meyda’nına yürüyerek gitme şansınız bulunmakta. Yol kenarları turunç ağaçları ve güzel çiçek kokuları ile alıp sizi başka diyarlara götürecek…Otopark için kenarlarda bizim değnekçi dediğimiz görevlilere 2 € verdiğinizde arabanızı rahat park ediyorsunuz.

Sevilla Colored Market

Sevilla Colored Market

Yemek için nehrin diğer tarafında bulunan Colored Market isimli Pazar yerini mutlaka ziyaret edin meyve sebzeler nefis rengarenk bir görüntü var. Burada Taberna Miami C/San Jacinto, 21-41010 Triana yı ziyaret edin yemekler nefis…

İspanya Meydanı

İspanya Meydanı

Ve artık yola çıkmak için hazırız NH Oteli konum kadar kahvaltısı da nefis söylemeliyim. Ve artık yolculuğumuzun can alıcı noktasına çıkıyoruz LizbonJ 4 saat 35 dakika/454 km tabi sınır filan yok direkt Huelva ‘dan geçiyorsunuz. Burada dikkat etmeniz nokta, benzin istasyonlarında gideceğiniz yön için otoyol kartı alıp (10€ tek gidiş) loto gibi üzerini kazıyıp 00351922298989 no.ya  CTTCD*araç plakası*kazıdığınız kodu sms olarak göndermek ve onay mesajı almak işlemi tamamlıyor. Lizbon’da kullanacağınız köprüler için ödeme yapacaksınız. Başka bir hatta gidecekseniz o hat için ayrıca kart almalısınız. Hava nefis ve Belem’deyiz.

Belem Nata

Lizbon Duvar Resimleri

Lizbon Duvar Resimleri

Portekiz’in en iyi pastanesi  ve natalar bizi bekliyor yanında kahvemizle beraber midemize indirdik tabiki. Yine yeniden yedi tepeli bu nefis şehirdeyiz. Baxia Chiado tabi ve Alfama’ya gidiyoruz önümüzde klasik bir 28 no.lı tramvay Alfama’yı seçiyoruz akşam yemek yiyeceğiz. Şarabımız ve 3 porsiyon ahtapotumuz hazır bir sardalye söyledik nefis bir şişe şarap öndende kırma yeşil zeytin ve zeytinyağı:) 3 kişi 51€ hesap verdik ama bitiremedik tabağı tabiiki:) Sonra güzel bir şehir turu ve Salı yağmur olmasına rağmen Alfama Bit Pazarı’ nı kaçırmadık güzel kadeh ve seramikler aldık tabiki. Tabiki bu şehire arkadaşlarınızla geldiğinizde çok keyifli ama yanınızda eşiniz yada sevgiliniz varsa birlikte bir Fado gecesinde olmak ve gece 2 ye kadar bu ağıt dolu müzik ziyafeti çekmek nefis.Marina-Fado…Marina hem yemek yapıyor hemde Fado!

28 No.lı Tramvay-Alfama

Kısaca yani yanınızda kim olursa olsun burdan gitmek istemeyeceksiniz. Portekizlilerle aramızda inanılmaz bağ var bunu söylemeliyim. Dönerken sanki evinizden ayrılıyorsunuz hissi oluşturuyor bu sıcak şehir ve insanları…

Lisboa-Lizbon

Lisboa-Lizbon

Yağmuru fırsat bilip Vasco Da Gama AVM ziyaret edip peynir ve şaraplarımızı Continente’den alıyoruz, bir tane kart çıkartmanızı tavsiye ederim alış verişten önce. Porto ve Portekiz şarapları nefis söylemeliyim. Baxio Chiado akşam canlı müzik performansı için ideal. Yer olarak tabiki Cafe Brasil’i önereceğim.

Lizbon Meydan.

Akşam yine Alfama’yız nefis bir akşam yemeği balık kalamar şaraplar kırma zeytinlerimiz…Lezzet dünyasına hoş geldiniz. Allahdan yarın dönüyoruz bu yemeklerle 2 günde en az 3 kilo aldık:)…Ve sonuç olarak sabah erken yol alıyoruz yolculuk 7 saat sürüyor ama Portekiz Türkiye’ye göre iki saat İspanya 1 saat geride…bu zaman farkını göz ardı etmemeliyiz…Ve Malagada’yız ama aklımızda ne yalan söyliyeyim yedi tepeli şehirler etkiliyor bizi tıpkı Lizbon Roma İstanbul gibi…

Lizbon

Roma, Rome, İtalya, Italy….

Roma, Amor….

Adını tersden okuduğunuzda AŞK yazan tek şehirdir Roma:) Dünyada benim şehrimden daha güzel yer yoktur diye düşünüyorsanız ve Roma’yı görmemişseniz yanılıyorsunuz. Tabiki herkesin farklı bir penceresi var. Kimine göre alış veriş, kimine göre yemek, kimine göre sanat, kimine göre tarih,…Bu seçeneklerin hepsinin karşılandığı bir açık hava müzesi ve şehir görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz yada doğru şehri seçtiniz…

Roma-Rome

Roma-Rome

Açık hava müzesi olarak görebileceğiniz ve bir çok alternatifi bir arada tutan tek  yer Roma’dır. İstanbul’lu olarak o kadar çok ortak özelliğimiz var ki…7 tepe üzerine kurulmuş, çeşmeler eşsiz güzellikte ve içilebilen sular akıyor hala musluklarından…İnsanlar cana yakın ve sohbetler çok canlı, farklı olan sadece konuşma dili İtalyanca, onun dışında tüm yaşam stili aynı. Farklı olarak şehrin güzel Arnavut kaldırımları, cıvıl cıvıl , tertemiz giyinmiş insanlar, kız-erkek- çocuklu Vespa’ nın memleketinde insanlar her yaş grubunda motosiklet kullanıyorlar (ah bizde bu seviyelere gelsek diye düşünmedim desem yalan olur)…Tabi enfes latte, capuccino ve expressoları yudumlarken İtalya’da olduğunuzu anlıyorsunuz. Gitmeden önce en önemlisi rahat ve kaliteli bir spor ayakkabısına sahip olmalısınız. Yanınızda bir fotoğraf makinesi de bulundurmalısınız. Bu başlangıç bilgisinden sonra biraz Roma’yı anlatmak isterim. Ferzan ÖZPETEK Filmi Mine Vaganti (Serseri Mayınlar) den “Kutlama” Italya deyince aklıma geldi ve şarkıyı izninizle ekledim:).

II.Vittorio Emanuele

Efsaneye göre Roma, MÖ 27 Nisan 753 tarihinde Truva Prensi  Aeneas’ın torunları olan Romulus ve Remus adlı ikiz kardeşler tarafından kurulmuş. Alba Longa”nın Latin kralı Numitor, gaddar kardeşi Amulius tarafından tahtından edilmiş ve Numitor’un kızı Rhea Silvia, Romulus ve Remus’u doğurmuş. Rhea Silvia, Mars’ın tecavüzüne uğramış bir Vesta bakiresiymiş ve bu da ikizleri yarı tanrı konumuna getirmiş. İkizlerin tahtı yeniden ele geçirmelerinden korkan yeni kral, Romulus ve Remus’un boğdurulmasını emretmiş. Dişi bir kurt ikizleri kurtarmış ve büyütmüş. İkizler yeterince büyüdüklerinde Alba Longa tahtını Numitor’a geri vermişler. Ardından kendi şehirlerini kurmuşlar. Ancak Romulus şehrin ilk kralının kim olacağına ilişkin bir tartışmada Remus’u öldürmüş. Böylece şehir Romulus’un adıyla anılmaya başlanmış. Roma şehri Tiber Nehri’nin sığ bir bölümündeki yerleşimlerin gelişmesiyle ortaya çıkmış. Arkeolojik bulgulara göre Roma köyü muhtemelen MÖ 8. yy kurulmuştu ancak bu tarih MÖ 10.yy kadar götürülebilir. Etrüsklerin MÖ 7. yy sonlarında aristokrat ve monarşik bir elit kesim oluşturarak bölgede siyasi kontrol sağladıkları anlaşılmaktadır. Etrüskler MÖ 6.yy sonlarında bölgedeki güçlerini yitirdiler ve bu noktada Latin ve Sabin kabileleri yöneticilerin iktidarını çok daha fazla sınırlayan bir cumhuriyet oluşturarak kendi devletlerini yeniden kurmuşlar.

Piazza del Popolo

Piazza del Popolo

Bu kadar tarih bilgisinden sonra, uçaktan indiniz ve Fiumicino Havalimanı’na geldiniz. Buradan sonra ne yapmalıyız? Şimdi doğruca information noktasına yöneliyoruz özel bilet Roma Pass’da alabilirsiniz (Havalimanı info) 3 gün için 30 € ödüyorsunuz. Roma Pass içinde harita ve ulaşım ücretsiz. Ayrıca ilk iki müze ücretsiz sonra avantajlarınız devam ediyor. Yada günlük sınırsız bilet metro ve otobüs için Tabacco’lardan alacağınız 6 € bilet ücreti ile gerçekleşiyor. Bunların dışında ben önce şehir merkezinde olmalıyım diyorsanız, havalimanından 5 € tek yön (gidiş-geliş 8 €/ kişi) olmak üzere merkez tren istasyona kadar gidebiliyorsunuz. Oradan farklı programları oluşturabilir, yürüme mesafesinde birçok noktaya ulaşabilirsiniz. Roma hem tarih, hem görsel sanatlar açısından hemde alış veriş açısından şölen niteliğinde güzel bir yer. Fikrim ilk gidenlerin 4 tam günü bu şehre ayırmaları yönünde. Hatta 1 gününüzü de iyi planlarsanız. Sabah erken saatlerde Floransa ve Pisa Kulesi için yapabilirsiniz. Vakit müsaitse, Floransa 2 gün olarak da değerlendirilebilir. 1 gün de isterseniz Napoli yaparak haftalık programda oluşturabilirsiniz.

Nerede kalmalıyım sorusuna gelince www.orbitz.com, www.booking.com adreslerinden yada www.rentalinrome.com dan kiralık daire seçebilirsiniz. Bölge olarak önerim Pizza Navona,

Piazza Navona

Piazza Navona

20150117_111510

Piazza Navona

Trevi Fountain, Spanish Steps  bölgeleri ayrıca Vatikan San Pietro Katedrali’ne yakın ama sosyal yaşamın yoğun olduğu Trastevere Bölgesi’ni önermekteyim. Merkezden 62 no.lı otobüs ile önce Vatikan ve buradan 23 no.lı otobüsle Trastevere’ye, merkez dönüş için ise 63 no.lı otobüsü kullanabilirsiniz.

Kısa kısa anlatımların faydalı olacağını düşünüyorum. Piazza San Pietro (Vatikan) ise, Bemini tarafından yapılan büyüleyici bir eserdir. Papa VII. Alexander bazalikanın balkonuna çıktığında olabildiğince insan görmek ister ve 1656 yılında bu meydan Bemini tarafından yapılır. Elips şeklinde etkileyici sütunlarla çevrili 140 aziz heykeliyle taçlanmış bir yapıdır. Papa, pazar günü saat 12 de buradan inanları kutsar. Katedralin büyüklüğü başınızı döndürür. 186 metre uzunluğundaki nef gözünüzde daha büyük görünür. Kubbe 4 devasa ayakla 136 metre yüksekliğe ulaşır. Tasarım Bramabte, bazalika Michelangelo, nef ve ön cephe Mademo…

Colosseo

Colosseo ise, dünyadaki en eşsiz anfitiyatrodur. İmparator Titus 80 yılında yüz gün süren oyunlarda 2000 gladyatör, 900 vahşi hayvanın hayatına mal olan bir açılış töreni yapmıştır. Üç kademeli 55 000 kişilik mekanda izleyicileri  korumak için oturma sıraları üzerine bez gerdirirmiş. Arenanın altında hayvanlar ve vinçlerin olduğu tüneller vardır.

Aşk Çeşmesi -Trevi Fountain

Özellikle Aşk Çeşmesi’nin (Trevi Fountain) çok yakınında yer alan, İspanyol Merdivenleri (Spanish Steps) Roma’nın en mükemmel kent yapılarından biridir. Üçgen şeklinde olan bu yapı Bemini’ye aittir. Yine bu civarda bulunan Panteon ise, antik yapıların en iyi korunmuş olanıdır.118-125 yıllarında İmparator Hadrinaus (Mezarı Sant Angelo Kalesi’nde yer almaktadır.)

Sant Angelo Kale

tarafından yapılmış olan bu görkemli yapı, kubbe genişliğiyle dikkat çeker. Beş sıra ve tek merkezli tavanı sizi belkide en etkileyecek yapıtlardan biridir. II.Vittorio Emanuele ,I.Umberto ve ressam Raffaello’nun mezarları buradadır, Piazza Navona-Papa X. Innocentius 17. yüzyılda meydanı yeniden düzenledi Borromini Saray ile Santa Agnese in Agone Kilisesi’ni yeniden inşa etti. Bemini devasa Fontana dei Quatro Fiumi’yi tasarladı. Bu çalışmalar meydanı eşsiz hale getirmiştir. Piazza del Popolo’ yu 16. Yüzyılın başında bu meydan sadece Santa Maria Del Popolo ile çevriliydi. Papa V.Sixtus 1589 ylında Mısır Firavunu 2. Ramses’den kalma dikilitaşı buraya koydurttu. 1675 yılında Rainaldi Via Del Corso’nun iki yanına birbirinin eşi iki kilise ekledi ve 19.yüzyılda Valadiler meydana iki yarım daire ekledi ve burayı Pincio’ya bağladı….

Spanish Steps

Bu bölgede özellikle İspanyol Merdivenleri çevresinde kahve için mutlaka 250 yıllık tarihi olan Antico Caffe Greco’yu (Via Condotti No 86 bu sokaktada iyi markalar yer alıyor.) ziyaret edin. Stendhal, Ungaretti, Leopardi gibi ünlü yazarlar 1760 yılında açılan bu kafetaryanın kanepelerinden gelip gittiler. Hala Fraklarla servis yapılan bu cafe bence İtalya’da eşi olmayan enfes bir yer.

Cafe Greco

Burada Tramisu ve Latte öneririm. Affınıza sığınıp yandaki tremisuyu yarıladım. Oturarak yerseniz ikisi için 23€, barda içip atıştırırsanız 8 € verirsiniz. Seçim sizin tüm tatlı ve içecekler mükemmel. Sonra İspanyol Merdivenleri’nde biraz mola ve sonra Via Del Babuino üzerinden Piazza del Popolo’da mola verip, cadde üzerinde ve dönüşünüzü  Via del Corso ve bu caddeyi dik kesen sokaklar alış veriş için ideal yerlerdir. Via Del Corso’ya paralel Via Del Babuino ‘da unutmamak lazım:)

Panteon

Piazza Navona’ya gitmeden önce Pantheon da bir mola verilmeli. Özellikle Fontain Trevi (Aşk Çeşmesi ) Nicolo Salvi’nin bu ünlü ve ölçüsüz çeşmesi 1762 yılında yapılmış,  gece gündüz açık ve çeşmeye arkanızı dönüp dilek dileyip para atıyorsunuz. Dilek dışında bir daha Roma’ya geliyorsunuz demektir:) Burada özellikle DeSpar marketlerden içecek, şarap, zeytin, peynir meyve temin edebilirsiniz. Özellikle Chianti’de ( IL Chianti-Via del Lavantore 81/82A Fontana Di Trevi) mutlaka yemek yemelisiniz. Ama önce rezervasyon yapmalısınız. Ortalama şaraplar şişe 20 € pizzalar 12 €  civarı yani iki kişi tatlı dahil 50-60 € çıkabiliyorsunuz. Tatlı olarak ise, burdan çıkışta aşk çeşmesi ters istikamete yürüyüp ilk sola dönün Roma’nın en iyi dondurmacısında olacaksınız. Gelato di San Crispino Via della Panetteria,42 Roma,  (Trevi)

Antico Grattoria Pietro al Pantheon

Özellikle enginar mevsimi mutlaka deneyin…hele birde kızarmış enginar varsa (kılçıksızve  inanılmaz lezzet-Carciofi alla Giudia) şarapla antipasti (atıştırma tabağı), parma şehrinin peyniri genellikle makarnalar üzerine garnitür olarak kullanılan ünlü parmesanı ve tuzsuz domates zeytinyağı ile servis edilen Mozzarela denenmeli, ikinci yemek için önereceğim yer Antico Grattoria Pietro al Pantheon (Via dei Pastini 125 Pantheon’a yakın ara sokakta) nefis ve özel yerler. Birde Trastevere de tatlı tuzlu ve atıştırmalık şarap kahve alacağınız nefis yer var…Onun dışında aralarda birçok lezzet durakları mevcut tripadvisor önerileri yüksek yıldızları tercih edin pişman olmayacaksınız.

Carciofi alla Giudia-Kızarmış Enginar

Alışveriş için 155  € minimum sınır var. Sonrası ortalama %12 tax free geri dönüş alıyorsunuz. Ocak ve Temmuz ayları mağazalarda ilk cumartesi indirim başlıyor bilginize bu tarihlerde alış veriş daha mantıklı ortalama indirim oranları % 30-40 gibidir…Cafelerde oturmanın bedeli ayakta yemek- içmeye göre 3 misli pahalı bilginize…Numaralı ve güneş gözlükleri ve daha bir çok tasarım harikası seçenekleri gözlemleyeceksiniz. Kalabalık yerlerde pasaport ve cüzdanınıza hakim olun ve dikkat edin. Genellikle iyi giyimli turistler dışında cep tel ve fotoğraf makinenizi emanet etmeyin…

Piazza del Popolo

Vatikan

 

Thassos, Thasos, Taşözü Adası, Alexandroupoli, Dedeağaç, Keramoti, Kavala, Motosikletle Yunanistan, With Motorcyle Greece

Thassos, Thasos, Taşözü Adası, Alexandroupoli, Dedeağaç, Keramoti, Kavala, Motosikletle Yunanistan, With Motorcyle Greece

Seyahate başlamamız bu konuşmalarla başlamıştı:Yunanistan ne farkı var, zaten adaları görmüştük, Kos, Midilli, Rodos…Bu konuşmaları kendi içimizde yapıyorduk. Bizim bir sürü görülecek yerimiz var, konuşmalarından sonra pazar sabahı çalıştırdık motosikleti ve sabah 6 da hareketimiz başladı. Hava biraz serin sabahın erken saatleri tabiki. Sonra ilk molamızı Özcanlar Köfte Tekirdağ çevreyolunda verdik. Bir pazar kahvaltısına buraya denk gelmelisiniz herşey var burada. Kahvaltı açık büfe olunca molamız iki saate uzadı tabi:) Evet tekrar çalıştırdık motorumuzu rota İpsala saat 11 gibi sınır kapısındayız. Öncelikle burada olmazsa olmazlardan iki konu var schengen vizeniz dışında. Birincisi anakara parçası olduğu için adalardaki gibi ehliyetimiz geçerli değil, bu sebeple TTOK (Turing Otomobil Kurumu) dan beynelmiyel yıllık ehliyet çıkarıyorsunuz. Bu belgeyi ilk defa çıkarıyorsanız 375 TL hazırlayın artık kredi kartı geçiyor. Yok eskiden sahipseniz, yanınızda olması şart bu belgeyi verip belgeyi bir yıllık yenilediğinizde 200 TL veriyorsunuz. Yanınızda tabiki iki vesikalık resim gerekli. Sonra birde aracınıza yeşil sigorta denilen işlemi yapıyorsunuz. Bu belgeyi Türkiye’deki sigorta aracı kurumunuzla yada ehliyet çıkarırken TTOK anında İpsala’dan çıkarabilirsiniz. Araba 15 günlük 63 €, motosiklet 15 gün 43 € …. Süre değiştikçe rakamlar artıyor. Bu işlemleride hallettik ama yurtdışı çıkış harcını buraya bıraktık işte:(  Bu işlemler biraz vakit alıyor söylemeliyim. Bu sebeple bu işlemleri burada TTOK merkezi ve bankalardan da yurtdışı çıkış işlemini halletseniz zaman kayetmezsiniz. Saati 13 yaptık. Meriç üzerindeki köprüden mavi beyaz renkli bayrağı olan komşunun tarafındayız nihayet. Hareket halindeyiz sınırdan 29 km sonra Alexandroupoli (Dedeağaç) deyiz. Biraz acıktıkmı ne….sahile güzel bir tavernaya geçiyoruz tam deniz fenerinin yanında. Önce atıştıralım istedik. Gümüş balığı, sardalya, greek salatamız ve malamatina (retsina-çam fıçılarda bekletilen tam kuru beyaz şarabımız 500 cc) buz gibi masamızda bunları afiyetle midemize indirdikten sonra 22 € hesabımızı ödeyip yüzümüzü yıkıyoruz. Yola devam edeceğimiz için, frappe soğuk kahve molamızı veriyoruz. Ayaklarımızı uzatıp şirin bir sokakta, frappelerimizi yudumladıktan sonra yola devam ediyoruz.

Aleksandroupoli Frappe

Aslında Thasos için yemek yediğimiz yerde Alev isimli bir arkadaş hemen limandan kolayca Thasos a gideriz demişti, ama durum hayal kırıklığı tabi…Sadece Keramoti’den bu programın olduğunu öğreniyoruz. Havada biraz gri bulutlar var. Aslında yağmurluk ve uzun kollu bir kıyafetimizde yok dememize gerek kalmadan yağmur atıştırmaya başladı. Bir üstköprü altına sığındık. 135 km yolumuzun (Alexsandrapouli-Keramoti) bir kısmını katettik ama 90 km var hala…birisi gökyüzünün ipini çekti yağmur sağanak ve bardakdan boşanırcasına bu böyle olmaz devam edelim diyoruz. İnanılmaz bir yağmur ve sadece ayakkabılarımıza bir poşet geçirebildik hava geçirebilen bu montlar şimdi çok hoş olmadı. Demekki kıssadan hisse, hava çok iyi olsa dahi yağmurluklu bir tulum bu seyahatlerde olmazsa olmazınız olmalı. Ayakkabınız varsa onlar içinde 6 poşet gibi boş torba arkanızda yer almalı. Sırılsıklam vaziyette sağanak yaz yağmuru altında Chrisoupoli çıkışına vaziyette ulaşıyoruz. Sonra 22 km sahilden yolumuz var yağmur hız kesmiyor ve saat 18 de Keramoti’deyiz. Normal şartlarda molaları keserseniz Halkalı gişelerden 5 saat sonra Keramoti’de olursunuz. Gişelerden İpsala 230 km. Sınırdan ise Alexsandrapouli 29 km ve oradan 142 km sonra Keramoti’de oluyorsunuz. Biletlerimiz tek yön 3 € kişi başı motosiklet 5 € olmak üzere ücret tarifesi var ortalama her yarım saatte modern feribotlar çalışıyor.

Thassos Map

Gemiye bindiğimizde  dinmiş olan yağmur Limenas’a yanaşırken tekrar başlıyor…ve nihayet kalacağımız yere ulaşıyoruz. Thasos için önemli bir hatırlatma yapayım yanınızda mutlaka nakit bulundurun birçok yerde kredi kartı almıyorlar bilginize… Panos Studios Skala Sotiras bu yorgunluğa güzel bir uyku…Sabah güzel kuş sesleri ve güneşle uyanıyoruz. Sahil inanılmaz dingin. Heryer çam ve zeytin ağaçları yemyeşil bir bitki örtüsü ve dantel gibi koylar. Adada, kuzeyde Limenas Limanı var.

Glikadi Beach&Motorcyle

Glikadi Beach&Motorcyle

Buradan itibaren yani Kuzey-Kuzey Doğu ve Güney- Güney Doğu adanın nefis bölgeleri söylemeliyim. Neden mi Thasos güzel çünkü 80 tane beach var yanlış duymadınız. Hatta 8 tanesi mavi bayraklı. Tercih sizin birde güneyde Tripiti ve Pefkari ile Limenera arasında tamamen çıplak denize girebiliyorsunuz.

Glikadi Beach

Plajlardan hepsi ayrı güzel kalabalık değilse Aliki Beach ve kötü 4 km yoluna rağmen Marble Beach benim favorilerim. Buna Glikadi gibi modern sadece içtiğinize para verdiğiniz rakamların çok makul olduğu plajı özellikle söylemeliyim. Şemsiye ve şezlong free bedava yani.

Thassos No Name Beach

Bazı plajlarda iki şezlong ve şemsiyeye 5 € veriyorsunuz. Mesela benim gittiğim Aigos Ioannis öyleydi. Bu koy ve deniz için tek kelime sarf edilir nefis. Ama heryerde yemek içecek fiyatları eşit ve uygun, kazıklanırım diye korkmayın. Nefis sıcaklar, mezeler ve deniz mahsulleri güzel bir Barbayani Uzo (yeşil-mavi ikiside nefis) veya ben retsinalı çam reçineli tadı olan kuru tek markayı geçerim Malamatina buzzzz gibi her plajda ve restaurant’da var deneyin mutlaka derim. Sonra size iki tane köy önereceğim. Oğlak/keçi eti ve/veya kokoreç kömür ateşinde kaçırmayın bu ziyafeti. Birincisi Panagia bayağı popüler olmuş…ama güneydeki Theologos benim tercihim Potos’dan 10 km içeri giriyorsunuz. Tipik bizim köylerimiz gibi yeriniz varsa bal, küçük tam boy limon ve mandalina reçelini mutlaka alın,  zeytinyağı fırsatını (arabanız varsa) kaçırmayın derim. Aliki, Paradise, Astris, Liadi, Glikadi, Tripiti, Golden, Makriamos, Kamari, Psili Amos, Tripiti, Pefkari, Skala/Kalirachi-Rachoni-Prinos…gibi plajlar var. Bu plajların bazıları çok bakir ve arazi aracınız yoksa biraz yüksek araçları tercih etmelisiniz. Yada benim yaptığım gibi motosiklet:) Motosikletin ciddi avantajı var (enduro) her yola rahat girdiğinizgibi trafik yoğunluğu olan yerlerden muaf oluyuyorsunuz. Bir de motosiklet konusunda gerçekten her ülkede güzel bir dostluk ve yardımlaşmanın olduğunu söylemeliyim.

Aliki Beach

Şimdi kızıyorum kendimize geceliği 30 € yüksek sezonda oda fiyatı var, plajlar ücretsiz ve ücretlisi bile 5 € şezlong ve şemsiye dahil. Plajda 3 € 500 ml beyaz şarap veya 2 € bira alıyorsunuz. Yemekler ortalama iki kişi 20-40€ arasında ve içinde 200 ml alkol uzo yada 500 ml beyaz şarap dahil, dantel gibi koylar kazıklanma riskin yok…bunları toplayıp çarpıp böldüğünüzde aklınıza ne gelir….

Marble Beach

Marble Beach

Benim yeni favori yerim artık Bozcaada değil kusura bakmayın, Thassos. Gün doğumu, günbatımı ve yemek taverna keyiflerine fazla değinmedim…ama müptelası olacaksınız buranın söyleyeyim:)

collage_20150425135817542_20150425135835690

Theologos&Panagia

Aigos Ioannis Restaurant

Aigos Ioannis Restaurant

Kavala Old City

Kavala Old City

Aigos Ioannis Beach

Thassos Liman

Brescia, Genova, Cenova,Milan, Milano, Portofino, Venedik, Venezia, Verona, Kuzey İtalya, Nord Italy

İtalya tekrar eden seyahatlerimin başında yer almasına rağmen her tekrarlanışında inanılmaz tad ve keyifler aldığım yerlerden biri. Yüksek ses tonuyla konuşan, cıvıl cıvıl ve şık giyinen rengarenk insanlar:) Aylardan siz temmuz deyin ben kasım ne fark eder her ay güzel bu diyarlar,  yanınızda kimin olduğu ise bu seyahatleri en keyifli hale getiren ve en güzel detay :). Seyahatimiz yine THY ile Milano ve Cenova’ya iniş yapıyoruz. Şimdi Milano’dayız:) …Cheapticket dan 167 € 5 gün için kiraladığımız otomatik sevimli bir smart bekliyor bizi. Ayrıca 45 $ sigorta bedeli ödedik. Öncelikle Duomo Meydanı’na yöneliyoruz ve yakın bir yere park ediyoruz. Mavi çizgiler güvenli park için ve parkomatlara para atıyorsunuz.

Milan-Duomo

Milan-Duomo

Çok işlek olmayan sarı çizgiler free (Aslında o sokakta oturanlara ait ve araçlarında belge oluyor.) Sonra Via San’t Andrea 17 no.ya Premiata Mağazası’na yöneliyoruz. Tüm markalar buradaki dar sokaklarda yer alıyor. Şehir Merkezi ile Malpensa Terminal 1 THY ait merkez ile havalimanı arası 50 km. Sonra Duomo’nun yanında La Rinescente’ye AVM gidiyoruz. Cenova’da ise denize paralel iniş yapıyorsunuz şehir merkezi 10 km. Tüm ürünler %30-%50 indirimde. Yaptığınız alış verişlerden vergi indirimini geri almak için yani taxfree için 155 € ve üzerinde alışveriş yapmanız lazım bilginize. Ortalama %12 tax free alabiliyorsunuz.

La Rinescente-Çikolata Ayakkabılar-Chocolate Shoes

La Rinescente-Çikolata Ayakkabılar-Chocolate Shoes

La Rinescente -Piazza La Duomo’nun yanında, 7 katlı 1,2 erkek 3,4,5 bayan 6 ev eşyası 7 yemek katı olan bir AVM. Tüm markalar burada mevcut. Ama tabiki Temmuz ve Ocak buralar daha keyifli indirim var:). İndirim olmazsa sadece bakmakla yetinebilirsiniz. Evet sokak başı Prada var 8-10 tane gördüğümü söylesem yalan olmaz. 2 km2 lik bu alanda bütün markaları bulmak mümkün. Bu avm nin 7.katında  Duoma’ya karşı çok güzel makarna(pasta), rizotto yerken farklı bölgelere ait ülkenin güzel şaraplarını tadabilirsiniz. Hesaplar iki kişi 50-60 € civarında.

Genova

Genova

Tamam dondurmalarımızıda afiyetle yedikten sonra, Cenova’ya doğru yola koyuluyoruz. Serravelle Designer Qutlete ulaşıyoruz. Burada birçok markayı indirimli alma şansınız var. Milano merkezden ortalama 100 km.dir. Hemen hemen aradığınız tüm markaları bulabilirsiniz.

Genova

Genova

Sonra doğru Cenova’ya yöneliyoruz 58 km miz var. O yorgunlukla doğru otele atıyoruz kendimizi. Sabah güzel bir kahvaltı ve şehir turu. Limana iniyoruz tabi dondurmacıları es geçmiyoruz. Yanınızda bir dondurma canavarı olunca, dondurmacılardan çıkamaz oluyoruz:)

Dondurmam Kaymak

Dondurmam Kaymak

Limon, mandalina, yoğurt ve kavun…sonra bir kahve molası ve limandan arabamıza yönelip 44 km uzaklıktaki Portofino’ya gidiyoruz. Bugün İtalya’nın önde gelen zenginlerinin burada veya şehrin girişinde özel malikanelerinin olduğunu söylemeliyim.

Portofino

Portofino

Ağzımıza pelesenk olan bir Dalida klasiği I found my love in Portofino! Bu şarkı eşliğinde şaraplarımızı yudumluyoruz:)

Polis şehre 5 km kala durduruyor içeri giremiyoruz. Tek otopark var ve park yeri boşalmadan içeri araç almıyorlar. Nefis bir şehir, rengarenk kendinizi özel hissettiren butik bir yer. Burası sizi bambaşka alemlere sürüklüyor, kendinizi bir Güney Fransa yada Kuzey İtalya film karelerinin içinde hissediyorsunuz:) Tepedeki kliseden çok güzel fotoğraflar çekiyoruz tabiki bu görüntüler hafızalarımıza kazınıyor…

Portofino

Portofino

Burada güzel bir pizza ve şaraptan sonra doğru Brescia’ya yöneliyoruz 256 km arada meyve bahçelerinden elmalar ve molalarla 3 saat sonra Brescia’dayız. Neden Brescia nasıl bir şehir nerden çıktı burası diye sorduğunuzu düşünüyorum.

Brescia

Brescia

Burası Milano-Verona-Venedik için ortada yer alan butik ve ekonomik bir şehir ben burayı seçtim çok memnun kaldım size de tabiki tavsiye edeceğim…Kendi halinde sakin bir üniversite kenti aslında. Bu küçük şehirler sizi şaşırtmasını biliyor, böyle özelliği var İtalya’nın. İki gece burada konaklayacağız. Yorgunluk üst seviyede odamıza geçip yüzümüzü yıkıyoruz, sonra doğru eski şehire meydana iniyoruz. Çok sakin. Güzel bir rizotto ve pizza klasiği yapıyoruz yanında pembe şarapla ve kapanışı restaurantın özel hazırlamış olduğu kavunlu limoncello ile kapatıyoruz nefis:) Meydan kültürünü konuşmadan geçemiyoruz. Ne kadar ferah ortamlar, az katlı rengarenk yapılar ve yüksek tavanlı daireler çok güzel.

Venedik-Venezia

Venedik-Venezia

Ve Venedik zamanı 180 km yolumuz var. Nihayet Venedik’teyiz otopark ciddi problem biraz kuyruk var bekliyoruz günlük 30 € park oldukça yüksek. Sonra 4 saatliği 12 € olan bir yer buluyoruz.

Venedik-Venezia

Venedik-Venezia-Spritz

Burada araçları park etmek için bazı parklar oldukça pahalı. Saatlik ücreti olan katlı otoparkları seçmelisiniz. San Marco Basalica sını dolaşmak ücretsiz ve içerideki altın varaklı mozaikler müthiş…Özellikle Basalica girişindeki 4 büyük bronz at heykeli nefis    ( Bu at heykelleri İstnabul’dan buraya transfer olmuş).

San Marco Basailica

Venedik-Venezia -San Marco Basailica

Meydanda güzel bir spritz denemesi buz gibi (Campari-kırmızı şarap-soda ile yapılıyor.) yanında güzel ekmeğe dizilmiş bruşetto, mısır, peynir, mantar karışımı koca bir dilim ekmek (bizim köy ekmeğinin iki dilimine eşit). Nefes aldıktan sonra San Marco Meydanına akıyoruz arada bol fotoğraf ve gondolların geçtiği dar Venedik sokakları. Mureno camları ile yapılmış güzel hediyelik kolye yüzük masa süslerini uygun fiyatlara bulmanız mümkün. Özellikle maskeler konusunda dünyanın en zengin çeşitlerini (dökme kalıp, seramik) burada görmeniz mümkün mutlaka almalısınız. San Marco ve Venedik büyüsüne kapılıyorsunuz ister istemez. Vakiti unutuyorsunuz birde güzel mağazalar oluncaJ saat 19.30 artık Verona’ya geçme zamanı şimdi yola koyuluyoruz. Arkamızda bu güzel şehri bırakıyoruz. İstikamet Romeo-Juliet’in mekanı Verona.

Verona

Verona-Romeo Juliet (Romea Giulietta)

Bu şehir gerçekten İtalya’nın en butik şehri. Sizi arenası, caddeleri, alışveriş sokakları, cafeleri, restaurantları çok etkileyecek. Hele arenada birde gösteriye denk gelmişseniz yada sokak aralarında bir arya gösterisi daha da keyifleneceksiniz.

Verona

Verona

Romeo Juliet  (Romea Giulietta) işte o meşhur serenad yapılan yer burada…Romeo ve Juliet Shakespeare’in hayali bir eseri değil, yaşanmış bir aşk hikâyesidir. Romeo ve Juliet’in gizlice buluştuğu ev ve balkon hala ayaktadır. Juliet’in evi Capello Sokağı içinde bulanan 27 numaralı evdir. Dünyanın en duygulu aşk hikayesinin kadın kahramanı Juliet’in mezarı da bu şehirdedir. Bu mezarı her sene dünyanın dört bir yanından gelen binlerce aşık ziyaret eder. Her sene Juliet’e hitaben birlerce mektup Verona yollarına postalanır. Tamamen saatleri unuttuk güzel bir rizotto ve Pizza Verona denemesine Spritzlerde eşlik edince zamanı bıraktık yine istemeden akışına. Telefonumuza yüklediğimiz gps le yollardayız yine Milano’ya doğru. Gece 01.30 Milano’dayız. Sabah ilk işimiz güzel bir kahvaltı ve tekrar Duomo çevresinde tur atmak ve güzel bir yemek ardından dondurmalarımızla artık havalimanı dönüş yoluna koyuluyoruz….Tabi aklımız burada kalıyor, bekle bizi İtalya yakında yine buradayız:)

Londra, London, England, İngiltere

LONDRA...

Bana göre dünyada 3 metropol var: 1. Newyork, 2. Londra, 3.İstanbul,

Tate Modern Teras Cafe Görünüş

Tate Modern Teras Cafe Görünüş

Tabiki bu benim tercihlerim ve ikincisinde yer alan Londra, arka mahallem gibi gördüğüm sokak kültürü ve kalitenin olduğu, herkesin aradığı herşeyi bulabileceği bir yer. Sizi şaşırtmasını her seyahatinizde başaracaktır.

Nothing Hill

Nothing Hill

Nothing Hill

Nothing Hill

THY ile Heatrow havalimanına inmenizi imkanlarınız dahilinde öneririm. Bunun dışında tabiki Gatwick, Stansted, Luton var. Heatrow yetersiz kalınca Gatwick kullanılıyor. Ucuz biletli havayolları ise daha çok  Stansted kullanıyor. Buradan şehir merkezine metro yok. Otobüs oldukça uzun 3 saat gibi ancak yanılmıyorsam 1 saat 50 dakika ile National Express (tren) gidiş dönüş bilet almanızı öneririm. Standart class tek yön 21 ₤  gidiş dönüş 32 ₤. Şimdi gelelim seyahat kartlarına Oyster kartmı yoksa günlük Travelcard mı hangisi uygun olur. Havalimanı ile şehir merkezi 1-6 zone arasında kalıyor yani günlük kart bedeli 8,70  ₤  ama diğer taraftan 1-2 zone tam şehir merkezidir. 7 pound civarında gün içinde sınırsız metro ve otobüse binebiliyorsunuz. Heatrow dan şehir merkezi Oxford Street alışverişin kalbidir. Ortalama 25-30 dk gidersiniz. Onun dışında bir resminizle 4 gün üzeri kalacaksanız Oyster kart almanızı öneririm. Kartları sadece otobüslerde şöfore gösteriyorsunuz. Metroda kartı binerken ve çıkarken kullanıyorsunuz. Otelelr ortalama 3 yıldız 85  ₤  civarında odalar küçük ve kahvaltılar zayıftır sonra hayal kırıklığına uğramayın. Erarl’s Court ve Kensignton  bölgelerini haritalardan metro istasyon mesafesine uygun olarak ayırtmanızı öneririm. Biraz kaliteli olsun isterseniz o zaman Ealing gibi bölgeleri tercih ederseniz. Aynı bedellere 4 yıldız nefis kahvaltı ile güne başlarsınız. Hatta central Line Langer Hane Crown Plaza önerilerim arasında. Ne yapacaksınız ve hangi mevsimde geldiniz buraya? Alış veriş der dediğinizi duyuyorum. Özellikle Ocak ve Temmuz ayları çok bereketli olur. Bu zaman dilimlerindeki indirimler çok caziptir. AVM ve markalar için tabiki Harrolds, Harvey Nicholas ile Miss Selfridges. Onun dışında Oxford ve Regen Street sizin için bulunmaz fırsatlar sunacaktır. Özellikle Regen Street arkasındaki Carnaby Street . Ama markalar diyorsanız o zaman Harolds ile Harvey Nicholas arasındaki cadde ve Oxford Caddesi üzerindeki Bond Street markalar diyarı. Bu arada haftasonu mutlaka Nothing Hill yapmalısınız.

Nothing Hill filmi size bu güzel semti tekrar hatırlatacak. Hava kapalıysa bile rengarenk bir semt ve güzel markalarla alış veriş için veya atıştırmak için, kuş cıvıltıları arasında metro istasyonundan Portabello’ya doğru süzüleceksiniz. Aralarda Retro mağazalar ve pazar yerinde taze sebze ve meyveleri deneyebilirsiniz. Özellikle burada ikinci el mağazalar ile markaları göreceksiniz.Pasta çeşitleri ve yeşil sebzeleri görünce dayanamayacağınız bir pasta dükkanı önereceğim OTTOLENGHI .Adres,  63 Ledbury Rd.W11 2AD doğru adres…Londra genelindeki fiyatlar için,  kekler veya turtalar ortalama 2,5-5 pound arası…Kahveler ise yerine göre 2,5-4 pound arasındadır. Biralar ise 2,5-5 pound arasıdır. Marketlere giderseniz tabi bu rakamların 1/2 ine alabilirsiniz. Özellikle zencefil, armut, elma gibi biraları denemenizi ama publarda siyah guiness Irish birayı test etmenizi öneriyorum. Birçok bar göreceksiniz. Bunlardan birine girip siyah bira eşliğinde bir fish & chips klasiği yapmanızı önereceğim. Eğer Regen Street yani Oxfort Street den aşağı kesen Carnaby Street üzerindeyseniz . Noodle severseniz tek geçeceğim bir yer var kaliteli ve ekonomik…

Carnaby Street

Cha Cha Moon 15-21 Ganton St, London W1F 9BN, United Kingdom Carnaby Street üzerinde Otto ayakkabı mağazası karşı köşesinden giderseniz bulacaksınız. Singapur Fried Tradional Noodles, sebzeli roller ve  grill beans öneririm.

ChaChaMoon

ChaChaMoon

İki kişi ortalama 30 pound yemek yiyebiliyorsunuz. 2 noodle+2 bira, yada 2 cheese burger+2 bira gibi. Hint yemeklerini seviyorsanız Masala Zone deneyin. Covent Garden, Earls Court, Camden Town, Soho gibi yerlerde mevcut. Detay için www.masalazone.com adresini kullanabilirsiniz. Gelelim yağmurlu havalarda napalım. Müzeleri önereceğim. Bunun için özellikle British Museum…Naturel Historial Museum…Victoria Albert Museum gezilmesi gerekli yerler ve müzeler ücretsiz. Madam Tussauds hariç fiyatlar değişmediyse 30 pound.

London

London

Onun dışında St Paul Klisesi ve oradan Milenium Köprüsünden Tate Modern’i dolaşmanızı ve terasa çıkmanızı öneririm. Burada bir kahve veya güzel biralarla nefis manzara eşliğinde yemek veya aparatif alabilirsiniz. Trafalgar Meydanı’na buradan gitmenizi orada biraz vakit geçirdikten sonra Big Bang ve London Eye köprü üzerinden görmenizi tavsiye ederim. Benim favori yerim Nothing Hill burası nefis sakin sokak kültürü , pazar kültürü alışveriş olan eğlenceli hareketli bir yer. Londra gerçekten keyiflidir. Hava kapalı ve gri bulutlarla kaplı olsada sizi şaşırtmasını bilir mutlaka farklı süprizleri vardır.

Mutlaka bir müzikal veya tiyatroya gitmenizi öneririm. Özellikle Mamma Mia müzikal olduğu için keyifli olacaktır.

Big Bang

Big Bang

Nothing Hill Otto Lenghi

 

Odessa, Odesa, Ukrayna, Ukraine

Odessa….Ölümsüz Bir Aşk Üzerine Kurulan Bir Şehir

Acaba bir probem olur mu diye düşüncelerle başladı yolculuğumuz… Yani biletleme yaptığımızda Kırım’ ın Rusya’ya katılıp katılmayacağı referandumu belli değildi. Sonuç olarak her an iptal olma durumu da vardı. Araba kiralamayayı düşünüyordum. Ama havanın yağmurlu oluşu ve arkadaşımın önerisiyle kiralamayı gerçekleştirdik. Telefonuma gps programını indirememiştim. Akşam son bir denemeyle becerdim bir program indirmeyi. Siz siz olun ya gps programı olan araba kiralayın yada akıllı telefonlarınıza Ukrayna gps yükleme işlemini tamamlayın. Krill alfabe oldukça zor bütün tabelalar bu şekilde bir noktada çakılı kalabilirsiniz. Araba kiralamalımıyım sorusuna gelince size kalmış, bence 2 kişi ve üzerindeyseniz kiralamanızı önereceğim. Tabi biraz ipuçlarıyla biz tecrübe edindik heyecan yaşadık. Ama siz yaşamazsınız diye düşünüyorum. Sabah derler ya kargalarla uyandık diye saat 4.30 arkadaşımla yollara koyulduk. İstanbul’da havalimanı kültürü deyince, bir arkadaşımının herzaman dediği gibi Atatürk Havalimanı’ndan seyahat bir ritüeldir. Birde sabah THY Dış Hatlar Lounge girme şansınız varsa, seyahatiniz iyi başlıyor demektir:) Yine aracımızı son dakika işi, cheapticket ile ayarladık. Seyahat süremiz 2 gün. 79 € yani 109 $+36 $ 145 $ ödedik. Aracımız ekonomik skoda fabia. Benzin ucuz tabi. 1 €= 17  Grivna (UAH).1Lt 15 UAH bize göre oldukça ucuz tabi. Havalimanı dahil birçok noktada wifi free. İletişimi kolay ve bedavaya kılıyorsunuz. Araç için 400€ depozit ödüyorsunuz. Aracı hasarsız teslim ettiğinizde tekrar bu para kartınıza iade ediliyor. Bizim Baudget Car dan Sergey bayağı iyi arkadaştı. Birazda polisler hakkında bilgi verseydiJ Dikkat etmeniz gereken iki şey var. Birincisi araç kullanırken asla alkol almamalısınız yada kural ihlali yapmamalısınız. Normal kural ihlalleri 100 UAH ancak içkiliyken yakalanırsanız yanınızda 400-500 UAH bu işlem için ayırmalısınız. Özellikle dönel kavşakları atlamamalısınız.

Opera Binası

Hava yağmurluydu bahar yağmurlarıyla 7  derece hava sıcaklığı ile indik şehre gri bir hava, hiç yakışmıyor Odessa’ya ama yapacak bişey yok. Doğru adresi kodladık Frappoli Hotel en önemli cadde Deribasovskaya Caddesi burada otelimiz . Gps olunca elimizle koymuş gibi buluyoruz otelimizi ama checkin saat 14 de. Çantaları aracımıza bırakıp, otopark sorun değil önü müsait. Zaten en işlek caddedeyiz.

Deribasovskaya Caddesi

Güzel ahşap geniş bungalow tarzında bir alan var. Atıştırmalık ve hediyelik eşya satılan bu bölümde dolaşıyoruz. Sonra Euro Plaza (AVM) atıyoruz kendimizi  hava soğuk. Biraz para bozduruyoruz. Sonra otelimizdeyiz ve yüzümüzü yıkıyoruz hazırız şehri keşfetmeye. Popüler caddemizde ilerliyoruz. Puşkin Müzesi hedefimizde doğru oraya kanalize olduk.Aracı park ettik aman  ne güzel bir Cafe dediğimiz Farppoli Cafe. Ne kadar şık ve güzel bir mekan. Burada güzel bir kahve molasından sonra Puşkin Müzesi’ndeyiz. Arabamız var tabi ama Derbasovskaya Caddesi’ndeyseniz bahsettiğim yerlere yürüyerek gidebilirsiniz.

Puşkin Müzesi

Puşkin hayatının 30 ayını burada geçirmiş biraz Almanca bilgilerimizi pratik yaptık bu tatlı bayanlarlada fotoğraf çektirmeyi ihamal etmedik. Sonra arkadaşımın ısrarlı arayışlarıyla  Potemkin Merdivenleri’nin en önemli özelliği optik bir ilüzyona sahip olması. Aşağıdan bakıldığında sadece merdivenlerin gözüküyor olması, yukarıdan bakıldığında ise sadece merdivenlerin arasında bulunan düz zeminleri görüyor olması. İlk olarak 1825 yılında inşaa edilen merdivenler Odessa’nın simgesi haline gelmiş. 142 metre uzunluğundaki merdivenleri mutlaka görmelisiniz. Merdivenlerin aşağısında ise Odessa Limanı yer almaktadır. Potemkin Merdivenlerine yöneldik. Odessa’nın simgesi bu merdivenler sizi

Potemkin Merdivenleri

Rus imparatorluk tarihinin en çalkantılı dönemlerine 1905 e götürüyor. Halkın Çar’ın askerlerince katledildiği, iki yüz basamaklık bu merdivenlere deniz tarafından baktığınızda sadece basamaklar var diye düşünüyorsunuz bir güzel mimarlık örneği olduğunu anlıyorsunuz. Merdivenlerin bir ucunda Odessa tarihine yön vermiş Dük Richelieu heykeli diğer ucunda ise deniz terminali yer alıyor.  ‘Ben bu kadar merdivenden çıkamam’ diyorsanız,  fünikülerle de tepeye çıkmak mümkün. Dük heykelinin olduğu yerlerde iki kartal beliyor çocukların ellerinde çok seviyorum bu hayvanları ama böyle ellerde değil tabiki tabiatta özgür. Fotoğraf çektirdim istemeden de olsa, iki gaga kollarıma pençelerle geldi. Sonra limana bir yürüyüş yaptık ve doğru bizim caddeye güzel bir kahve ile kek molasından sonra otelde aldık soluğu biraz dinlendik artık hazırız .

Paladium Disco

Akşam diskoteğe gideceğiz. Assol, Itaka ve İbiza var. Hedefte şehirden 10 km dışarda yola koyuluyoruz gps:) meğer yazlık mekanlarmış, her yer kapalı. Tabiki baharda böyle yaz mevsimini beklemeniz gerektiğiniz anlıyorsunuz. Biz Palladium un açık olduğunu öğreniyoruz.İçeri girişi 120 UAH ön masaları tercih ederseniz 2000 UAH arka masalar 1000 UAH bir iki koltuk ise ücretsiz. Kızlar ücretsiz giriyor. Sahnenin güzel olduğunu söylemeliyim. Ve güzel showlar izliyorsunuz. Buraya bekar insanların yanında evli insanlarda geliyor. Güzel bir ortam yani herkese hitap ediyor. Biz iki içki alıp, yorgunluktan doğru soluğu otelde alıyoruz. Sabah güzel bir kahvaltı ve sonrasında ise bir gün önce keşfettiğimiz ev yapımı çikolataların olduğu

Lviv Çikolata

Lviv Hand Made Chocolate ‘ye yönlenip latte ile bitter karışımı içeceğimiz ve yanında vişne-krokan-tarçınlı tabağımızla bu güzel mekanı içimizde hissederek başlıyoruz bir Pazar gününe. Kompot isimli Cafe de sonra yerimizi alıyoruz, Steak House yanında. Sonra cep telefonu alma telaşımız oldu biraz. Bazı modeller uygun belirtmeliyim. Tabi havalar sıcak olunca bu güzel meydanlar ve alanlar yemyeşil olur ve heryer cıvıl cıvıl olur diye düşünüyorum. Sonra Belvedere Kolonlarını aradık meğerse bizim Potomkin Merdivenlerinin olduğu yerdeymiş hatta ararken zorlandığımız bu yerde kolay bir yerde, Primorsky Caddesi’nin en sonunda çok ilginç bir köprü yer alıyor

Tyoschin Köprüsü

Tyoschin Köprüsü olarak bilinen köprünün özelliği, evlenmek isteyen kişiler buraya gelip isimlerinin yazılı olduğu bir kilidi köprüye bağlıyorlar. Bir Slav geleneği olan kilitler, evlenmek üzere olan gelin ve damatların fotoğraf çektirmek için park ve bahçeleri dolaşırken, hiç ayrılmayacaklarının garantisi olarak köprüye kilit takma ve anahtarını denize atma ritüellerinin bir parçası. Tabii artık köprü yıkılmasın diye köprünün sonuna kalpten bir anıt yapılmış ki oraya da kilitler bağlanabiliyor.Tabiiki Opera Binası’na meşhur Derbasovskaya Caddesinin sonundan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Burada özellikle hafta sonu gelin damatlar çekim için gelmekteler. Avrupa’da Viyana’dan sonraki en büyük tiyatro salonu olan bu yapıyı gezmenizi öneririm.

Odesa Katakombları: Avrupa’nın en uzun yer altı şehrini teşkil eden katakomblar toplam yaklaşık olarak 100 Km uzunluğundadır. Burayı sakın ola tek başınıza gezmeyin labirent şeklinde olduğundan girip, çıkışı bulamayabilirsiniz. Vaktiniz müsait olursa yerel rehber eşliğinde gezmenizi öneririm.

Steak House

Son gün biz Steak House etimizi seçtik 2 porsiyon nefis medium (orta pişmiş) yanında güzel bir şişe Chilie şarabı ile kızarmış patates eşliğinde midemize indirdik. Heabı merak ediyorsanız. Şarap için 325 UAH, 2 Porsiyon etler için 300 UAH ve patates için 42 UAH olmak üzere toplam ortalama 700 UAH ödeme yaptık. Biz ordayken hesabın kolay şekli UAH/6 yaptığınızda TL karşılığı çıkıyor. 115 TL ya biz böyle kaliteli et ve şarabı İstanbul’da yiyemezdik tabi. Ambians ve ortamı ekleyince eksik bir şey yok. Özellikle WC girmenizi tavsiye ederim. Çok başarılı bir ortam ve mekan olduğunu söylemeliyim. Gittiğimiz tarih itibarıyla iki gösteri vardı. Hem Ukrayna bayrakları hemde Rus bayraklarıyla bağımsızlık adına farklı yürüyüşler. Zaman neyi gösterir bilemeyiz. Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir. Bu cümle buraya oturdu. Belki siz bu yazıyı okurken farklı bir yönetim şekli olabilir burada şimdiden bir şey söylemek zor olacaktır.

Sonuç olarak Odessa’da vakit geçirmek, yemek yemek, tarihi mekanları dolaşmak ve eğlence için güzel yerler keşfedeceksiniz. Özellikle Deribasovskaya ve Primorsky  Bulvarı en güzel yerleridir.

Deribasovskaya Caddesi

Ayrıca kentin en büyük kataedrali olan Spaso-Preobrazhensky Katedrali birçok tarihi olaya şahitlik etmiş mekan. Bu katedral bahçesinde haftasonları güzel tablo ve hediyelik eşyaları bulabilirsiniz.

Belvedere Kolonları

Deribasovskaya Caddesi

İstanbul Lalesi-Odessa

Lviv Hand Made Chocolate

Mostar, Sarajevo, Bosnian, Bosna, Dubrovnik, Hırvatistan, Croatia

Buraya ikinci gelişim ve en güzeli bu ikincisi yorucu mu evet ama tüm yorgunluğu keyifli hale getiren her seyahatte olduğu gibi yanınızdaki kişi:) Ama şunu söylemeliyim ki her gelişimde içimde bir burukluk ve hüzün hissediyorum bu güzel ülkede…Gözleriniz buğulanıyor biraz yaşadığı acıları belki yansıtıyor duvaları diyelim boynu bükük duran çiçekleri sizi duygulandırıyor. Bu seyahatinize başlamadan yada seyahatiniz sırasında almanızı önereceğim bir kitap var. “Saraybosna’nın Çellisti Steven Galloway ‘ın ” Havan topları düşerken ve keskin nişancılar ölümcül işlerini sürdürürken, bir çellist penceresinin önünde oturup Albioni’nin Adagio’sunu çalmaktadır.”Saraybosna’nın Çellisti”, yıkılmış bir kentin cesaretini yeniden canlandırıyor. Hayatta kalmaya, nefret etme eğilimi taşımaya ve nefret etmeyi reddetmeye, korku ve acıların üst noktalarda yaşandığı bir zamanda insan ruhunun sebatına dair bir hikâye. Saraybosna-Hırvatistan arasını nasıl geçelim napalım sorusu? Otobüs mü…tren mi?Sonunda araba kiralamaya karar veriyoruz. İki gün için rakamlar havada uçuşuyor ekonomik bir araç sigorta hariç 190 $ ‘ı sonra görünce, Cheapticket’dan satın almaya karar veriyoruz sigorta hariç 65$ , sigorta içinde 36$ veriyoruz ve işlem tamamlanıyor. Sabah uçağımız indiğinde Butmir İnternational Havalimanı’na hava biraz kapalı sıcaklık bahar için ideal 20 derece . Saraybosna, Dinar Alpleri’yle çevrili bir vadide kurulmuş ve içerisinde Miljacka Nehri şehri ve dinleri ikiye bölüyor maalesef. Bosna Hersek para birimi KM (Convertibl Mark)’dir. Mart 2014 itibariyle yaklaşık olarak 1 KM=1,95 € = 1,5 TL.  Aracımızı nihayet alabildik.Telefonumuza navigasyonumuzu yüklemiştik, hedef Başçarşı. Havalimanı Başçarşı arası 15 km park yeri için gösterilen yerlerden birine yanaşıyoruz.

Baş Çarşı-SarayBosna

Safranbolu Aras’ta Çarşısındamıyım acaba diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Zemin, eski rum evi avlularındaki gibi yuvarlak deniz kenarı taşlarından. Heryer yerel terimle, bürek (Boşnak börekleri) heryer cevabicici (İnegöl köftesi benzeri lezzet cümbüşü) Aç olmadığımız için önce dayanamayıp güzel böreklere peynirli ve ıspanaklı girişiyoruz.

Bosna Börek-Baş Çarşı

Vitrinde dairesel kapaklı üzeri kömür közlerinin bulunduğu yukarıdan zincirle asılmış düzeneği anlayamamıştık. Sonra dükkan sahibi bayan zinciri çektiğinde içinde köz ateşte pişen güzel börekleri gördük. Nefisssssss. Maalesef birçok kişi Türk Çayı demleme çay bilmiyor. Kıvamlı farklı bir Bosna Ayranı.

Bosna Kahvesi

Birde Bosna kahvesi diye kahve geliyor ama şekerli yapmıyorlar maalesef. Sunum genelde nefis küçük cezve ve lokumla. Ama şekerli içiyorsanız yanında kesme şeker geliyor. Her zaman söylüyorum. Ecdatlarımız gelmiş buralarda uzun yıllar yaşamış valilik atamış. Maalesef sömürgeci bir yaşam stili seçmediği için, Türkçe konuşan yok. Konuşulan kelime sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Evet heryerde Ziraat Bankası ve bizden izler. Savaşın yüzünü binalarda görebiliyorsunuz. Hüzünlü bir ülke Bosna sizi kalbinizden vuruyor. Sanayi olmadığı için geçim zor. Gerçekten şimdi dikkat ediyorum duvarlar size herşeyi anlatıyor delik deşik top ve mermi izleri. Burada Bosnalı Sırpların yaptığı katliamı unutmak mümkün değil. Batıya bu kadar yakın bu kadar onların içinde böyle bir katliama göz yumuldu maalesef . Ve 312 bin kişi katledildi. Snipperlar ile avlandılar tecavüzler oldu bu ülkede, 1991-1995 yılları arasında Bosna ve Hırvatistan arasında başlayan bu iç savaş özellikle 11 Temmuz 1995 tarihinde bir katliama dönüştü. Srebrenica’da bir haftada 8372 çoçuk, kadın katledildi. Birleşmiş Milletlere Bağlı 400 kişilik Hollanda Birliği Hollanda birliklerinin komutanı Thom Karremans, 25 bin mülteciyi ve şehri Sırp Komutan (kasap) Ratko Mladic’e bıraktı. O da katliamı göz göre göre gerçekleştirdi. Bosna Sırp Devleti ve Sırp Demokrat Partisi (SDS) Başkanı olan eski bir psikiyatri doktoru Radovan Karadziç ve Ratko Mladic  bu katliamın baş aktörleri oldular. Ülke genelinde gerçekleştirilen bu katlima tüm Avrupa maalesef seyirci kalmış ve 312 bin Bosnalı Müslüman hayatını feci şekilde yitirmiştir. İşte bu izleri duvarlar ve şehir buğulu izlerle size aktarıyor maalesef.

14 Aralık 1995 te USA Ohio Eyaletinde Dayton Kasabası’nda bir anlaşma yapılmıştır. Dayton anlaşmasıyla savaş sonuçlandırılmıştır. Gerçekten yazarken bile üzülüyor insan. Yugoslayva’nın parçalanmasından sonra,

  • Slovenya: 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Hırvatistan: 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Makedonya: 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Bosna-hersek: 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Sırbistan-Karadağ: 1993 yılında bağımsızlığını  Sırbistan-Karadağ federasyonu olarak bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Karadağ: 2006 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.
  • Kosova: 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir.

Şimdi biz tekrar çarşımıza dönelim ve bu kısa hüzünlü bilgilerden sonra sizi tekrar tatile havasına döndürelim. Böreğimizi güzelce midemizi indirmiştik. Şimdi sırada kahvede güzelce kahvemizi ve  gül lokumu ve ardıç ağacı suyu ( denemenizi öneririm ) midemize indirdik. Sonra biraz etrafı dolaşıp, Türk Çayı bulduk sonunda. Demlenmiş bir çay ve sonrası yola koyuluyoruz. Bayağı yoğun sıkıştırılmış 2 günlük programımız var. Hedef Mostar üzerinden akşam Dubrovnik. Evet yağmur çiselemeye başladı bile. Dinar Alpleri’nin arasından süzülerek Başçarşı’dan 125 km sonra Mostar’ı hedefliyoruz. Saraybosna’dan Hırvatistan sınırına kadar tek şeritli yol. Size dağlar ve Miljaka Nehri eşlik ediyor. Kesik kesik çizgiden şeriti düzeltmeye kalmıyor. Yakalanıyoruz polise. Ehliyet tuhsat derken 40 KM istiyor. Ödemeyi yapıp tekrar geri dönecekmişiz(25 kilometre gidiş ve dönüş 25 kilometre toplam 50 kilometre). 10 KM ile giriş yapıyoruz polise ama zor sonunda uğraşmayalım 20 KM veriyoruz biraz Arda TURAN muhabbeti soyadımın tutmasından. Kurtulup yola devam ediyoruz.

MOSTAR

Sonra saat 14 gibi Mostar’dayız. Otopark çoğu yerde var.  2 saate genelde 5 KM veriyorsunuz. Park işlemini hallettik. Mostar büyüleyici manzarasıyla sizi karşılıyor. Nasıl bir huzur nasıl bir güzelşehir burası. Köprü üzerinden geçiyoruz. Acıkmışız doğru Şadırvan diyeceğimiz SADRVN a gidiyoruz.

Mostar

Mostar

Burada Sarajevski biralarımız yanında cevabicici köftemizi söylüyoruz. Menü bayağı doyurucu yanında birde kajmak söylüyoruz. Bizim süzme yoğurt, kaymak karışımı denemelisiniz. Burada lokal tatların olduğu tabak da var. Sonrasında bir kahve ve tatlı ile iki kişilik menü hesap 38 KM yani 57 TL gayet uygun. Sonra aşağı yürüyoruz burada gerçekten mistik bir hava var. İnsana huzur veriyor ve dinleniyorsunuz.

Pocitelj

Pocitelj

Saat 16 yavaş yavaş yola koyuluyoruz. 140 km var Dubrovnik’e. 15 km sonra Pocitelj diye 1713 ile 1835 yılları sırasında Osmanlı askeri ilçe merkezi olmuş yerleşim alanına geliyoruz. Film platosu şeklindeki Pocitelj, içecek molası vereceğiniz keyifli bir yer.

Mostar

Şimdi Metkoviç sınır kapısına geliyoruz. Artık AB üyesi olan Hırvatistan için, schengen vizesi gerekiyor. Sınırdan geçiyoruz. Hırvatistan’dayız.

DUBROVNIK

Ne yalan söyliyeyim deniz Adriyatik Kıyıları –Dalmaçya Sahilleri sizi büyülüyor. Her yer yemyeşil denizde turkuazın tonları. Hedef Dubrovnik ve Lapad. Derken bir kez daha Hırvatistan sınırından çıkıp, Bosna topraklarına giriyoruz. Biraz ilerledikten sonra tekrar Hırvatistan’dayız. Şaka gibi. Evet şimdi 17 km kaldı uzaktan Dubrovnik göründü hava hala aydınlık saat 18 doğru otelimize yönleniyoruz. Lapad bölgesi otelde 15 dakika elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. Kartal yuvası gibi büyüleyici yer Dubrovnik ve şehir merkezinde park yeri büyük problem o yüzden park yerlerine iyi ödemeler yapıyorsunuz.

Dubrovnik

Dubrovnik

Doğruca şehir merkezine yöneliyoruz. 1 €= 7 Kona yada 1 Kona=0,5 TL ortalama. Şehir biblo gibi heryer yemyeşil taş binalar  ve doku insanı rahatlatıyor. Portakal çiçekleri ve sümbüller şehre doğal parfüm havası katmış. Kaleiçinde çok keyifli yemek yiyeceğiniz yerler var. Bizim tercihimiz deniz mahsullü rizotto ve midye koca kase yanında Cabarnet bölge şarabı. Hesaplar bu menü için ortalama 186 kona yani 100 TL ortalama bu menüde 2 kadeh şarap vardı. Şişe açarsanız şişeye ortalama 75 TL ödüyorsunuz gayet mantıklı. Yol yorgunluğu ve otele zor atıyoruz kendimizi. Sabah nefis bir kahvaltı ve kuş cıvıltılarıyla sahile yürüyoruz. Portakal ağaçları ile palmiyeler arasında çamlarda güzel bir görüntü veriyor. Sonra gündüz gözüyle tekrar kale ve son alışveriş işleminden sonra Aqua lokal markası Hırvatistan’ın yöresel anahtarlık, espadril, plaj malzemelerini burdan alabilirsiniz. Sonra tekrar yola koyuluyoruz. Hava güneşli ve 22 derece ideal. Yavaşça süzülerek tırmanıyoruz yola. Kuşbakışı birkaç resim ve tekrar yollardayız. Akşam 20.35 Saray Bosna Butmir İnernational Havalimanı dönüşümüz var. Sınır kapılarından sonra saat 15 de Mostardayız:) SADRVN dayız ikinci kez. Bu sefer sadece Cevabicici söyledik Sarayevski biralarımız ve kahvemizin ardından nehir kenarında biraz güneşlendik. Nefis oldu sonra yola koyulduk saat 16 yol kenarında biraz mandalina aldık. Atıştırarak giderken Saraybosna’ya 58 km varken Konjic dikkatimi çekiyor ve sağ sinyalimi verdim. 1,5 km sonra nefis bir görüntü. Mutlaka uğrayın.Yine nefis bizden görüntüler:) kahve yada güzel bir menü Konak’ta sizi bekliyor.

Dubrovnik

Dubrovnik

Konjic -Mostar ile Saraybosna Arası

Neretva Nehri şehrin ortasından geçer ve rafting yapılabiliyor. Bu şirin yerde.

Sultan IV. Mehmet’in saltanatı sırasında 1682 yılında inşa edilen Konjic Köprüsü yüzyıllarca hizmet verdikten sonra II. Dünya Savaşı’nda büyük hasar görmüş, sonraki yıllarda yapılan ilavelerle orijinalitesini kaybetmişti. Yakın zamanda ülkemizin katkılarıyla çevre düzenlemeleri ve köprü restore edilmiştir. Mutlaka gidiş veya dönüşte kahve molası için içeri girin nehir kenarı veya Konak Hotel Cafe sini tavsiye ederim. Kahvelerle bir dilim baklava nefis. Böreklere yer kalmıyor. Birde yolda atıştırdığımız Dubrovnik’den aldığımız kurutulmuş şekerli portakal kabukları nefissss. Tam saat 19 gibi havalimanına ulaşıyoruz ve aracı teslim edip içeri giriyoruz. Biraz alış verişden sonra uçakta yerimizdeyiz. Dolu dolu nefis bir iki gün , sanki bir haftadır burdayız. Tatlı bir yorgunluk ve başka program hayalleri…

Baş Çarşı-Bascarsija

Balkanlar, Belgrade, Belgrad, Serbia, Sırbistan

Belgrad THY kampanyalarında düşündüğümüz bir yerdi…1 saat 45 dakikalık uçuş ile Belgrad’ dayız.  Zaman farkından 1 saat geri olduğu için 7.45 uçağı 8.30 yerel saat ile iniyor. Daha uçaktayken 2,10 cm uzunluğunda bir kız, muhtemelen basket yada voleybolcu. Gerçekten Belgrad’da bize göre bayağı uzun bir nesil var. Tuna’dan mı neden bilemiyorum:) Ama herkes özellikle basketbol oynuyor park gibi açık alanlarda. Tabi pastane ve börek kültürü iyi olunca kilolar alınıyor, tabi bu durum yerel halkıda etkiliyor.

Pekera-Mihaliova

Pekera-Pastane

Daha önce Bosna-Dubrovnik seyahatim sırasında araç üzerinde Bosna stickerı olunca el kol işaretleri kornalar ile Sırpların tacizine uğramıştık, biraz gerilmiştik Dubrovnik yollarında…Yinede geçmişinde Osmanlı izleri bayağı var Belgrad’ta söylemeliyim. Halk oldukça yardımsever. Bizden 20-25 yıl gerideler şeklinde değerlendirdim. AB sonucunda çok farklılaşma olur ve farkı kapatırlar düşüncesindeyim. Pazarlarda portakal kasaları Vardar Antalya…Çok güzel çiçekler var pazarlarda söylemeliyim.

Pazar Yeri-Market-Belgrad

Balkanlarda her şehri her ülkeyi gördüğünüzde Osmanlı için ahhhh diyorsunuz, keşke sömürgeciliği uygulasaymışız! Osmanlı’nın fethettiği her şehirde eserleriniz var  ama sizin dilinizi konuşan yok. Düşünsenize tüm balkanlar ve Osmanlı egemeliği altındaki şehirlerin ve ülkelerin Türkçe konuştuğunu…Kültür, ticaret, iletişim zamanımızda inanıyorum ki, çok farklı olurdu. Biz iki gün ayırdık dolu dolu Belgrad’a. Acaba yetmezmi düşünceleri vardı Mart son haftası olunca. Tamda 12 den vurmuşuz sonra anlıyoruz. İki gün yetti. Ben yinede Dalmaçya Sahillerini önereceğim. Özellikle Mostar ve Dubrovnik ordan Korçula Split kısa kısa değineceğim bir sonraki seyahatlerimde. Buralar yaz aylarında yani deniz mevsiminde güzel ayrıca motosiklet tutkunuz varsa, mutlaka bu dantel koylara bir program yapın derim. Buradan feribotlarla İtalya ve Yunanistan programları kolayca yapılabiliyor.

Belgrad rezervasyonumuzu Nevski Hotel 4 yıldızlı için yapmıştık oda 57€. Gerçekten otel temizliği, merkezi yerde olması ve kahvaltısı ile gayet başarılıydı. Yürüme mesafesi en popüler caddelere ulaşabilildik.  Cheapticket üzerinden bir araç kiralamıştım ve sigorta ile 2 gün için herşey dahil 65€ karşılığı 68000 RSD Dinar (1 €=115 RSD)… Siz Taxi ilede ortalama 15 € havalimanı-şehir merkezi gidersiniz. Hatta havalimanından çıkıp, yolcu bırakan taxileri seçerseniz daha uygun fiyatta anlaşabilirsiniz. Şehir içinde zaten bilinen bölge ve cadde civarında (benim kaldığım otel veya bayağı lüks olan Moskova Hotel gibi bölgeleri tercih ederseniz, araç ihtiyacınız olmaz.) Tramvay ve otobüsler ücretsiz (eski araçlar toplu taşımada hala troylebüsler var). Özellikle 2 no.lı tramvay ring bir daire çizdiğinden bu tramvayı tercih edin. 2 gün size yetecektir başka şehre gidemeyecekseniz. Halk genelde ingilizce biliyor ve yardımseverler soru cevap herkesle iletişim kurabilirsiniz. Alınacak yöresel hediyeler seramikler ve çanlar olabilir fazla bir şey yok gibi. Özellikle bagaja vereceğiniz küçük valiz işinize yarar. Mesela Almanların Schnapps ını yani lokal adı Rakija yı denemlisiniz. %47-%55 alkol oranı ile erik-armut ve elmalı seçenekler var. Şekersiz olan bu lezzeti, yemek öncesi tatmanızı tavsiye ederim:) Valiziniz müsaitse bu içecekleri şehir içinden almalısınız. Havalimanı Free Shop bayağı pahalı.Gitmeden, el açımı börek ve kekleri için biraz rejim yapın derim:) Ayrıca yemeklerde olmazsa olmaz etler ve bizim İnegöl köftesininin biraz uzunu Cevabi Kebap (hatta kaymaklı- biraz tuzlu kaymaklı tercih edin) denemelisiniz.

Cevabi Kebap-Köfte-Skadarlija Street/Caddesi

Skadarlija Caddesi/Street

Mihailova Street/Caddesi

Mihailova Street/Caddesi

Yemekler konusunda Skadarlija Caddesi’ni öneririm. Otelenizde sabah kahvaltısı yoksa yada varsa fark etmez:) nefis el yapımı açma börekler kıymalı-ıspanaklı-peynirli nefis ve leziz. Bu cadde üzerinde Restoran Dva Jelena ‘yı öneririm 1832 de kurulmuş. Gerçi heryer çok güzel ve uygun fiyatlı güzel etler yiyorsunuz. Kahve içmek içinse Knez Mihailova Caddesi’ni önereceğim. alışveriş cafe ve güzel mekanlar var. beklentinizi yüksek tutmayın. Tramvay ve otobüsler maalesef dökülüyor. Mihailova Caddesi üzerinde kahve e pasta molaları sonrası işte bu pastanede (bir zincir yanılmıyorsam) tatlı tuzlu birçok güzellikleri mideye indirdik. Bu yolun Sava Nehri tarafına doğru Kalemegdan ve parkı ( Belgrad Kalesi) var. Burası tamamen Osmanlı izlerini taşıyor. Burada Mora Fatihi Damat Ali Paşa Türbesi’ni göreceksiniz.

Mora Fatihi Damat Ali Paşa Türbesi

2003 yılında güzel bir şekilde büyükelçiliğimiz ve iş adamlarımız tarafından onarılmıştır.

Kalemegdan-Belgrad Kale Çevresi

Kalemegdan-Belgrad Kale Çevresi

Mevsim yaz kış fark etmez ama bahar yada yaz ise daha güzel olur Zemun’u keşfetmek. Çok güzel bir sahil yöresi. Yayın balığı, et çeşitleri ve cafeleriyle sizi bekliyor çok keyifli mekanlar var. Mutlaka gidilmesi gerekli yerler arasında.

Belgrad’da kominizmin etkisi şehirciliğin parkların geniş meydanların etkisini gözlemleyebiliyorsunuz ve tabiki özlem duyuyorsunuz…Sabah 5 de yollara koyulunca gece hayatı için ( biz kargalarla kalktığımızdan ve bir gecemiz vardı yatakta uyuyarak geçti) ama Fabrika gece hayatı için öneririm. Taksiler geceleri tarifeleri katlıyormuş bilginize…Bu sebeple araç kiralamanız uygun olacaktır.

Belgrad Kale İçi

Kısaca tarihe göz atalım…

Macaristan Krallığı’nın elindeki Belgrad, 1456 Temmuzunda Osmanlı Padişahı II. Mehmed tarafından kuşatılmış; ancak kuşatma başarısızlıkla sonuçlanmıştı.İki devlet arasında bu kuşatmanın ardından büyük bir çatışma yaşanmamıştı. Padişah I.Selim’in Mısır seferi sırasında Macaristan Kralı yönetimindeki ordu,İzvornik üzerine yürüyerek, Sancak Beyi Mustafa Bey’i öldürdü. Ancak I. Selim, bu olaya karşı herhangi bir şey yapamadan, Eylül 1520’de vefat etti.

Biraz da Osmanlı ve Belgrad konusunda bilgi vermek istiyorum

I. Selim’in ardından Osmanlı Padişahı olan I.Süleyman, tahta geçtiğini haber vermek üzere Macaristan Kralı II.Lajos’a gönderdiği Behram Çavuş’un hakaret görmesi veya katledilmesi ve Macar kuvvetlerinin Bosna Sancağı’na Knin’i ele geçirmesi üzerine Belgrad üzerine sefer düzenlemeye karar verdi. Süleyman komutasındaki Osmanlı Ordusu, 18 Mayıs 1521 tarihinde İstanbul’dan ayrılarak Belgrad üzerine sefere çıktı. Bu ordudan ayrılan üçüncü vezir Ahmed Paşa komutasındaki kuvvetler, 7 Temmuz’da Böğürdelen’i ele geçirdi. Sonrasında buraya gelen Süleyman, kalenin genişletilmesini ve bir de iç kale yapılmasını istedi. Öte yandan Piri Mehmed Paşa tarafından görevlendirilen Semendire Sancak Bey’i Sultanzade Hüsrev Bey Tuna’nın sol yakasındaki Zemun’u alırken, ikinci vezir Çoban Mustafa Paşa komutasındaki birlikler de Salankamen’i ele geçirdi. Aynı zamanda İstanbul’daki Belgrad Ormanı da adını, Kanuni Sultan Süleyman’ın Sırbistan seferi dönüşü beraberinde getirdiği Belgradlıların yerleştirildiği Belgrad köyünden almaktadır. Köy sakinlerinin su kaynaklarını kirlettiği anlaşılınca padişah buyruğuyla köy taşınmış; bu tarihten sonra ormanın ve barındırdığı su kaynaklarının korunması için ilk kez resmi önlemler alınmıştır.

Birazda yakın tarihinden bahsedelim….

1992 yılında Sırbistan (Voyvodina ve Kosova’yı da içeren bölge Karadağ’la birlikte Yugoslavya Federal Cumhuriyeti adında bir ülke haline geldi. Bu devletin devlet başkanlığını üstlenen Slobadan Miloseviç Bosna-Hersek’teki ayrılıkçı Sırpları kışkırtarak 1992-1995 yılları arasında devam eden Bosna Savaşı’nı körükledi. Miloseviç Bosna’daki Sırplar tarafından Boşnaklara karşı girişilen Bosna Soykırımı’ndan sorumlu tutularak 27 Mayıs 1999 da Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu sanığı ilan edilerek tutuklandı ve yargı önüne çıkarıldı. 2006 yılında yargılanmaktayken öldü.

2001 yılında Yugoslavya adı kaldırıldı ve son olarak 4 Şubat 2003’de ülkenin resmi ismi Sırbistan-Karadağ olarak değiştirildi. Karadağ, 21 Mayıs 2006 tarihinde yapılan referandumla bağımsızlık kararı aldı. 3 Haziran 2006’da parlamento Karadağ’ın bağımsızlığını ilan etti. Böylece Yugoslavya’nın son kalıntıları da ortadan kalktı. Sırbistan tekrar kendi başına bir ülke durumuna geri döndü. 17 Şubat 2008 tarihinde de Arnavutların çoğunlukta olduğu Kosova bölgesi bağımsızlığını ilan ederek Sırbistan’dan ayrıldı.

Pazar Yeri Çiçekler

ZEMUN-Cafe

ZEMUN

ZEMUN-Stara Carinarnica Restaurant

Midilli, Mytilini, Lesvos, Petra, Molyvos, Plomari

20Midilli’ye nereden gidilir, vize almaya gerek var mı? Araba mı, motosiklet mi, hangi belgelere ihtiyacım var, konaklamak pahalı mıdır? Aç kalır mıyız yanımızda peynir zeytin alsak mı acaba, fiyatlar yüksek mi…Benzer soruları duyar gibiyim. İşte bende size bu soruların cevaplarını Midilli için iletmek istiyorum. Aslında Lesvos için.  Buraya hem Jale tur hemde Turyol araçlı tekne taşımacılığı yapıyor. Tekneler Beşiktaş-Üsküdar hattında çalışanların biraz daha donanımlıları. Bunların araç alınabilen halleri mevcut. Her ikisiylede gidebilirsiniz, ben Turyolu tercih ettim.

Turyol için http://www.turyolonline.com/

Jale Tur http://www.jaletur.com/

Gidiş Dönüş

30 € yetişkin

15 € 6-12 yaş

Free 0-6 yaş

30€ motosiklet

70€ araba

100€ jeep

Yunan adalarında araç kullanırken Turingden alınan ehliyete gerek yok, bizim son kullanma tarihi olmayan ehliyetler yeterli. Ancak karadaki gümrük kapılarından (İpsala gibi) Yunanistan’a giriş yaparsanız; ya gümrükten yada Türkiye Turing Otomobil Kurumundan 1 yıl geçerli 2 resim ile 300 TL karşılığı uluslararası ehliyet çıkartmalısınız. İlk 300 TL dan sonra her yıl uzatma 150 TL dır. Araçlarınız için sadece yurtdışı kalış süreniz için, sigortacınızdan yeşil sigorta yaptırmalısınız. Yeşil sigorta Türkiye dışındaki tüm ülkelerde gereklidir.

L2

Plomari Ara Sokaklar

Mitolojiye göre, adanın ilk sakinleri Pelasgos’lar ve Midilli’nin ilk adı da  Pelasgiya idi. Tarih öncesi dönem boyunca Makaria, Lassia, Aiolis, Aithiopi gibi pek çok değişik isimler almıştır. Bugünkü adı  olan”Lesvos” u Teselya’lı kahraman Lapithos’un oğlu Lesvos’tan almıştır. Midilli, Kaloni, Andissa, Eresos, Mithimna gibi günümüze dek ulaşan birçok yer adı mitolojik kökenlidir. Sigri’ye seyahat ettiğinizde fosil ormanı görmüş olacaksınız. Cinsel ilişkinin çocuk yapmakla ne kadar ilgisi varsa, uzo yapma ayininin de açlığı giderme ile bir o kadar ilgisi vardır. Turizmde pazarlama budur. Bu kısa tarih belgesinden sonra seyahatimize başlayabiliriz:)

Sabah 6.30 da Ayvalık’a ulaştık sabahın bu saatinde Güler Tatlıhanesi’ne ulaştık. Oradan peynirli ve kıymalı böreklerimizi alıp çay bahçelerinden birinde kahvaltımızı tamamladık ve doğru arabamızı limanın arka sokaklarında güvenli bir yere park ettik. Sonra bayram dolayısı ile bir liman curcunasına katıldık. Bildiğiniz durumlar, ne çizgi ne sıra kavga döğüş sıra içinde yerimizi alıp sabah 9.00 da kalkacak gemimize ulaştık ama kalkışımız 10.30 oldu tabi. Olsun yeni bir yer yeni bir keşif yine heyecan doruktaydı. Sonra nihayet iki gemi hazırlandı bizimki Turyol yanda da araçlı Jale tur yolcuları ve teknelerimiz limandan ayrıldı. Hava  sıcak kalabalık ve curcuna ile ada turumuza başladık tam 90 dk sonra kocaman bir kara parçası ve Mitilini limanına yakın yerdeki termik santral bacalarını gördük. Limana hızlı bir koşuyla ulaştık ve pasaport kuyruğunda ilk ön sıra yerimizi aldık. Günlüğü 20 € dan 125 cc motosiklet rezervasyonu yapmıştım. Limandan iner inmez iki tekne dolusu insan heryere saldırdı. Benim skype dan yaptığım rezervasyon sonucu adı yanılmıyorsam Stello idi çok konuşan bir adam. Tabi kurumsal olmayan bir yer ve ada kültürü üç aşağı beş yukarı tahmin ettiğim gibi. Yok 500 kişi aramış herkes araç istiyormuş Allahtan benim yaptığım görüşmemin kırmızı bir kağıda alınmış detayları vardı. Sonra Selim motosiklet yeni yavaş yavaş slowly slowly drive hem Türkçe hem İngilizce ortaya karışık bir açıklama. Vakit kaybetmeden motosikleti alıp hemen yanı başımızda bir cafeye demir attım hava 34 0sıcaaaaak. Daha önce Yunanistan gezisinden hatırımda kalan soğuk kahvelerdei yani Frappe siparişi ve soğuk su tabi yanında atıştırmalık kurabiyelerde geldi. Frappe fiyatları ada içinde 2-3 € arasında değişiyor. Fiyatlar fix. unutmadan motosikleti önceden rezervasyon yaptım ama. Siz limana giriş yaptıktan sonra hemen solunuza dönüp 200 m yürüdüğünüzde limanda 5-6 cafe göreceksiniz. Eşiniz arkadaşınız burada beklerken siz bir rent a car arayışına girebilirsiniz. Küçük araçlarda fiyatlar günlük 25-35 € arasında bilginize. Benzin en son 1,7 €/Lt di. mazotu hatırlamıyorum. Sonra tam bu cafelerden kuzeye doğru yönlendiğinizde en işlek caddeye ulaşıyorsunuz. Burada saat 14-15.00 ile 18-19.00 arası siesta var tüm dükkanlar kapalı bilginize dönüş için alış veriş açısından bu saatleri göz önünde bulundurun. Bu saatlere Allahdan büyük süpermarketler katılmıyorJ Bu marketler 1 -1,5 km tam cafelerden sonra sol tarafınızda liman bitiminde bilgilerinize. Sonra güzel bir seramikçi ve pastaneye uğradıktan sonra, yolcu yolunda gerek diyoruz. Hedef Plomari…Cafelerin solundan başlıyoruz yavaş yavaş Stello nun dediği gibi motosiklet zaten gitmiyor birde 1200 cc motosiklete sahipsiniz ve 125 cc kullanıyorsunuz,  siz düşünün gücüJ evet yola koyulma vakti yolumuz Plomari yani uzoların kralının memleketi Barbayanni ve Plomari burada. Köyden geçerken mis anason kokuları. Her yer zeytin ağaçları çam ve kekik kokuları size motosiklet kullandığınızı hatırlatıyor. Tabi aylardan ağustos olunca incir yemek için sık mola vermek zorunda kalıyorsunuz. Siyah ve yeşil incirler enfes…Orman yangınlarını önlemek için, itfaiyeciler ve araçları her 10-20 km de kendilerine gölgelik yapmışlar ve nöbet tutuyorlar. Yangın önlemede çok faydalı olacağını düşünüyorum, komşu gerçekten turizm ve çevre koruma bakımından çalışıyor.

Koyun Yoğurdu

Koyun Yoğurdu

Şimdi geldik Firini Studio Apartments’deki yerimize güzelce yerleşiyoruz odaya hemen üstümüzdekileri çıkarıp doğruca denize. Pırıl pırıl bir deniz plaj  taşlı ama özel yuvarlak taşlar gibi, su pırıl pırıl  Bozacada denizi gibi şimdi bütün yol yorgunluğu gitti işte. Şöyle Plomari keşfi fena olmaz aman yol kenarında 3 taberna asılı ahtapotlar kuruyor bekle beni akşamaJ sonra şehirde peynirciye yöneldim Ladotiri ve gravyer peynirlerini tattım enfeslerdi,  hava sıcak nasıl alıcamL dükkan sahibi bayan ambalaja acımadan sadece tadımlık dememe rağmen bolca uzattı. Burası henüz adanın kuzeyi kadar Petra ve Molyvos gibi turistik değil. Sonra bir kapta koyun yoğurdu aldım. Bu ne sert ve yağlı yoğurt bıçakla kes öyle ye. Yoğurttan sonra ben şimdi nasıl akşam yemek yiyeceğim.

Plomari Köy Kahvesi

Plomari Köy Kahvesi

Sonra bir kahve molası ve az şekerli Greek Kahve, halis muhlis Türk Kahvesi işte. Fiyat vereyim yoğurt 1 € peynirlerin kilosu 9-10 € civarı. Greek kahve 1,2 € Frappe 2 € bütün köyü meydanda seyrediyorsunuz cıvıl cıvıl bizim eski köy meydanlarımız gibi bazıları kahve önünde çene çalarken önlerinde incir, mısır, armut satıyorlar. Odaya gitme zamanı ve üzerime birşeyler alıp geri döndüm bu tabernaya.

Plomari Taberna

Plomari Taberna

Plomari Taberna Sahil

Plomari Taberna Sahil

Ne içilir Uzoooooo tabi ben yeşil barbayanni tercih ettim 20 cc ve greek salad, kalamar bayağı boldu, sardalye ızgara, ahtapot ızgara, kabak çiçeği kızartma enfesti tıka basa durumları ve hesap aynı 40 €. Söyleyeyim genellikle bu krizden dolayı herkes adada nakit tercih ediyor bilginize. Otellerde ısrar etmezsen nakit istiyorlar, o sebeple nakit bulundurmanızda ciddi fayda var. Sonra ay, gün batımı, deniz, hava, uzooo yemek nefiiiiiiis bir akşam ziyafeti. Ne yalan söyliyeyim Bozcaada bozulmuştu, burası daha uygun. Odalar 45 € (iki yada üç kişi) Firini Studio sahibi çok ilgiliydi, annesinin yaptığı portakal reçeli ve toplanan taze incire soğuk su ikramını söylemeden geçemeyeceğim. Tam bizim misafirperverliğimizdeydi tşk Firini Studios. İyiki gelmişim Plomari’ye arkadaşlarıma kalsa diğer yerlere yönelenecektim. Oda denize bakıyor balkondan manzara enfes sabah kahvaltı vakti doğru köye gidiyoruz. Peynirlerimizi aldık. Meydanda sabah taze toplanmış domates, salatalık, biber ve bir tas zeytin aldım satıcı yaşlı amca 1 € yeter dedi. Sonra kahveye yöneldim tabak çatal bıçak varmı dedim. Evet cevabını alınca doğru tezgahın arkasına geçtim, salata domates ve biberleri yıkadım sonra frappe (soğuk kahve) ile nefis köy meydanında bir kahvaltı ziyafeti. Bu arada çantamda 6 tane kuru kahveci mehmet efendi kahvelerinden birini peynirci kadına verdim çok memnun oldu. Burada yeriniz müsaitse Barbayanni Uzo Fabrikası’nın satış mağazası var hatta köy girişinde fabrikayı ve müzesini de gezebilirsiniz.

Greek Salat

Greek Salat

Ladotiri Peynir

Ladotiri Peynir

Sonra Kalloni üzerinden Petra. Kalloni’de bir kahve molası burada flamingolar var. Aslında planımda yok zamanım olsa buradan Skala Eressos kesin tavsiye ederim lezbiyenler ve sırt çantalı turistlerin tercih yeri, bakir plajı ve nefis lezzetlerin olduğu tabernalar buradada var. Buradan Sigri’ye gitmelisiniz. Türk kalesi olan küçük bir o kadar güzel köy ve nefis lezzetler burada da sizi karşılayacak bu sebeple minimum 3 geceyi bu adaya ayırmanız gerektiği sonucu ortaya çıkmakta….Sonra benim Kalloni’den yaptığım gibi Petra’ya ineceksiniz. Burada 1 gece konaklayacaksanız Booking.com veya orbitz cheapticket gibi siteleri tercih edin. 1 gecelik konaklmalarda burada tatsız durumlar yaşanabilir. Size otel sahiplerinin bahaneler uydurmalarına izin vermeyin. Çok yoğunuz arkadaki pansiyonda bizim  veya tadilat var. Rezervasyonunuz kesinleşince, aracı kurum bağlantınızı online açık tutmaya özen gösterin. Petra da gerçekten nefis ama ben mollalarda incirleri mideye indirmekten fenalık geçirecektim. Yollarda sıkı virajlar var. O sebeple konaklayacağınız yerden farklı bir köy yada yerleşimde yemek-içki molası varsa buna dikkat edin. Onun dışında yasuuuu yasuuuuu durumları deniz, hava, gün batımı gönlünüzce memleketi kurtarın hatta Yunanlılarla yemek ve tatlı isimlerinin kimlerden kimlere geçtiğini tartışın konuyu kaşıyın muhabbet şahane…

Molyvos Genel Görünüm

Molyvos Genel Görünüm

Molyvos gerçekten güzel, dar sokakları ile Osmanlı izlerini taşıyor. Beni çok şaşırtan konu, bizim bütün minarelerin sökmüş arkadaşlar sadece minare gövdeleri duruyor. Ama dikkatli baktığınızda güzel cumbalı evlerin imzası bize ait bu konuyuda akşam masasına yatırabilirsiniz. Yemek için favori yerim liman. Burada gün batımına kalın mutlaka ben burada güneşi batırırken uç noktaya çıkmıştım cinsini bilmiyorum ama ya orkinos yada akya idi yunus balığı birbuçuk katı filan boylarında iki balık tamamen gövdeleri su üzerine çıktılar ve tekrar suya…Maalesef telefonum hazır değildi foto için:(

The Octopus-Molyvos

The Octopus-Molyvos

Molyvos Limanda The Octopus Restaurant Barbayanni olmazsa olmaz tabi kızarmış ladotiri, ahtapot ızgara, kabak çiçeği kızartma, garides saganaki (inanılmaz karides güveç), sardalye zamanıydı aman da aman parmaklar ekmeklerle bir oraya bir buraya, tüm memleket meseleleri çözülüyor. İşin espirisi bir tarafa fiyatlar üç aşağı beş yukarı aynı civarda. Dikkat etmeniz gereken tek şey hareketli ve  yoğun olan yerleri tercih ettiğinizde her biri diğerinden güzel restaurantlar pardon tabernalar sizi karşılıyor…

Molyvos Frappe

Molyvos Frappe

Mandamatos Kahve+Sütlaç

Mandamatos Kahve+Sütlaç

Sabah erken güzel bir frappe ve peynirli çörek sonrası dönüş yolu Mandamos’dan geçiyor buraya kadar bir aşağı bir yukarı virajlar ve muhteşem manzara eşliğinde (karşı taraf Sivrice-Behramkale uzansanız tutacaksınız) mola yerimize vardık Mandamos Klisesi çaprazında bir peynirci var oradan bir kase sütlaç alın keçi-koyun veya manda sütünden yanılmıyorsam taş gibi taş içinde damla sakızıda enfesssss sonra bir frappe ve köyün arka tarafından aldığımız anasonlu kurabiyeler hafif tatlı yanında birkaç badem ezmesi bakalım ne olacak sonumuz….

Petra+Molyvos Günbatımı

Petra+Molyvos Günbatımı

Tekrar yola koyuluyoruz doğru Mytilini  Skala N.Kaydonies’ de bir deniz molası bu ne güzel deniz bütün yorgunluk gidiyor. Sonra Skala Mistegmon’da Malamati beyaz buz gibi şarap (Çam fıçılarda beklenilerek yapılır ve tam dry) yanında kabak çiçeği kızartması, ahtapot ızgara, sardalye ızgara, garides saganaki anladınız siz menüyü:) Muhteşem bakalım bu kilolar ne olacak.

Ada Yemek Sofrası

Ada Yemek Sofrası

Sonra nihayet Mytilini ve son alış verişlerimiz için süpermarket arayışı Veropoulos  ve Alfa-Beta Vassilopoulos  ikisi de bayağı iyi en azından 14-16.00 arası açıkJ Buradan uzo (Plomari veya Barnayanni), mastika (suyun içine kaşıkla atıyorsunuz. Kahve yanındaki su veya aklınıza ne gelirse karıştırıyorsunuz), mastika likör, frappe nescafe (yapılışı için  http://www.youtube.com/watch?v=lbmWtPtZIZA ), mandalina yada portakal reçeli, Ladotiri-Gravyer veya tadacağınız farklı peynirler, yeriniz varsa enfes zeytinyağları da yöresel lezzetler arasında alınacaklar listesinde…Sonra tekrar cafelerde bir mola ve geri dönüş kilolarınız sizle geri döndüğünden dönüşte mutlaka rejim yapmayı unutmayın. İçkilerde aşırıya kaçmayın bir kişi için 1 LT şarap ve Uzo diyorlar bunları iki şişe yapabilirsiniz ama üç zorlarsınız:)

Renkler, Renklerin Uyumu, Colors

Işığın gözün retinasına değişik biçimde ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır . Renk, çevredeki etkenlere göre gözümüz tarafından farklı algılanabilir. Binaların cephelerinin ışığı farklı noktalardan alması, havanın açık ya da kapalı olması, güneş ışığının durumu, sabah öğlen ve akşam saatlerinde aynı cephelerde renk farklı görünebilir. İç cephelerde ışık kaynağının çeşidi, odadaki eşyaların konumu ve renkleri bile aynı rengin farklı duvarlarda daha farklı görünmesine sebep olabilir. Bu sebeple yapmak istediğimiz rengi mutlaka gün ışığında seçmeli ve numune yapmalıyız. Aksi taktirde kapalı bir havada bize çok koyu gibi görünen renk, güneşli havada açık görünebilir. Biz sadece kapalı havalarda görüp rengi değiştirmeye karar verirsek anlamsız yere renk değiştirmiş oluruz.

Ana Renkler:

Mavi : Dinlendiriciliği ve edilgenliği anlatır. Koyu tonlarda ya da yoğun olarak kullanıldığında moral bozan, kasvet veren, açık tonlarda ya da beyazla karışık kullanıldığında, yatıştırıcı ve güven veren bir etki yaratır. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.

Sarı : En parlak renk. Dikkat çeker, bu yüzden uyarı ışıklarında sarı tercih edilir. Ayrıca dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sonbaharın da baskın renkleri sarı ve sarı-turuncu, duygularımızı yakalayan, güçlü bir çekiciliğe sahiptir. Neşeyi anlatır. Sarı zeka ,incelik ve pratiklikle de ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin sembolüdür. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür

 

Kırmızı: En uzun dalga boyuna sahip olan kırmızı renk, özellikle de koyu bir arka plan ile birlikte kullanıldığında öyle şiddetlidir ki, bir görüntüde yer alan küçücük kırmızı bir leke bile görüntünün her yerini etkiler. Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır.

Diğer renkleri karıştırarak bu renkleri elde edemezsiniz. Ancak ana renkleri karıştırarak farklı renkler elde edersiniz. Mavi sarı ile karışırsa Yeşil olur. Kırmızı Sarı ile karışırsa Turuncu olur. Kırmızı mavi ile karışırsa Mor olur.

Sıcak Renkler

Boyanması gereken mekânın konumu renk tercihinde önemlidir. Boyanacak mekânın konumu kuzey yön ise sıcak renklerle (kırmızı, sarı, turuncu) boyanması halinde sıcak bir atmosfer oluşturmak mümkündür. Özellikle bu renkler daha çok bar ve restaurantlarda kullanılır.

Soğuk Renkler

Boyanmak istenilen mekân konum olarak güneyde ise bu durumda soğuk renklerle (mavi, mor, yeşil, gri) boyanarak soğuk bir atmosfer oluşturulabilir.

Uyumlu Renkler

Genel olarak renk kartelalarında birbirini takip eden ve yanı renk tonlarından açığa doğru yönelmesiyle oluşan ve insanda bir ahenk uyandıran renklerdir. Bu renkler insana rahatlık hissi verir.

Zıt-Kontrast Renkler

Renk kartelalarında farklı sayfalarda bulununan ve farklı tonlarda olan renklerin bir biriyle uyumsuzluğu ile oluşan renklerdir. Bu renkler doğru seçilerek kullanıldığında birbirini tamamlar. Özellikle dekorasyon dergileri ve yaygınlaşan cafelerde zıt renkler yoğun olarak kullanılmaktadır.

Açık Renkler

Bu renk tonları daha çok ferah ve iç rahatlatıcı olduklarından küçük mekanlarda tercih edilirler. Aynı zamanda hastane ve kliniklerde yoğun kullanılırlar.

Koyu Renkler

Bu renk tonları daha çok geniş mekanlarda veya barlarda tercih edilir. Mekanı daha dar gösterdiğinden büyük alanlarda kullanılır.